Pazartesi, 21 Muharrem 1448 | 2026/07/06
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Amerika'da İslamofobi Olgusunun Yaygınlaşması ve Bunun Siyasi Çıkarlar Elde Etmek İçin Bir Araç Olarak Kullanılması

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Amerika'da İslamofobi Olgusunun Yaygınlaşması ve Bunun Siyasi Çıkarlar Elde Etmek İçin Bir Araç Olarak Kullanılması

 

Haber:

The Guardian gazetesinde yayınlanan bir habere göre, Cumhuriyetçi parti içindeki liderlere yönelik, İslamofobiyi seçim söyleminden öteye taşıyarak bunu Müslümanların okul, üniversite ve kamusal alanlardaki günlük yaşamlarına yansıtan bir olguya dönüştürdüklerine dair suçlamaların ortasında, ABD’nin Teksas eyaleti, Müslüman karşıtı söylemlerde belirgin bir yükselişe tanık olmaktadır. Gazete, Cumhuriyetçi partinin ön seçimleri sırasında İslam’a karşı sert bir siyasi söylemle başlayan sürecin, giderek Müslümanları hedef alan genel davranışlara yansıdığını söylüyor. Haber, Dallas’taki Kuzey Amerika İslam Merkezi’nin Sosyal Adalet Konseyi üyesi Nila Sayyid’in, bu söylemin “kesinlikle topluma intikal ettiği” yönündeki sözlerini aktarıyor. Ayrıca küçük iki kızının okulda İslam hakkındaki basmakalıp fikirlere dayalı sorulara maruz kaldığını, bunların arasında Müslümanların kadınlara kötü davrandığı iddiasının da yer aldığını belirtiyor. Gazete, birkaç Müslüman tek başlarına dışarı çıktıklarında kendilerini güvende hissetmedikleri eklemesinde bulunuyor. Bu arada diğer Müslümanların ise internette maruz kaldıkları tehdit ve tacizler nedeniyle kimliklerini açıklamamayı tercih ettiklerini belirtiyor. Ayrıca Houston Üniversitesi’ndeki Müslüman öğrenciler, namaz kılarlarken Kur'an nüshasının yakılması olayına maruz kalırken, başörtülü kadınlar da kamusal alanlarda sözlü tacizlere maruz kalmaktadırlar. (El Cezire)

Yorum:

Cumhuriyetçi seçim kampanyalarında, özellikle de Teksas’ta, İslam ve Müslümanlara karşı düşmanca söylem dalgası şiddetlenmiş olup rapor, aralarında Milletvekili Brandon Gale’in de bulunduğu bir dizi Cumhuriyetçi politikacının bu söylemi pekiştirmedeki rolünü öne çıkarıyor; zira Gale, Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerden gelen göçün durdurulması çağrısında bulunarak seçmenlerine şu başlıklı bir mesaj göndermiştir: “İslam göçünü hemen durdurun, yoksa bedelini çocuklarımız ödeyecek.” Gazete, bu tutumların artık bireysel olmadığını, aksine Teksas’taki Cumhuriyetçi partinin önceliklerinin bir parçası haline geldiğini düşünüyor; zira parti, son kongresinde “Teksas’ta şeriat yok” sloganını benimseyerek İslam şeriatının suç sayılması çağrısında bulunmuştu; hem de uzmanların, eyalette şeriatın uygulanmasına yönelik herhangi bir girişim olmadığını vurgulamalarına rağmen.

İslam’a ve Müslümanlara yönelik bu tür ırkçı ve kin dolu açıklamalara, bunların seçim kazanımları elde etmek için bir araç olarak kullanılmasına, İslamofobi olgusunun büyümesine ya da Amerika’daki Müslümanların maruz kaldığı saldırılara yönelik münferit bir husus olarak bakmamız mümkün değildir; aksine bunlar, devletin, politikacıların ve medya kuruluşlarının Müslümanlara karşı uyguladığı, onların terör ve vahşetle yaftalandığı ve Müslümanların imajlarını çarpıtmak ve iç ve dış politikada onlara yönelik baskıları meşrulaştırmak amacıyla düşmanlık, nefret ve korku dolu bir ortam yaratmak için haklarında yalanlar ve saptırıcı basmakalıp yargıların yayıldığı yıllarca sürdürülen yanıltıcı ve kışkırtıcı söylemin bir yansımasıdır. Nitekim meselenin bireysel olmadığını teyit eden şey ise, The Guardian’ın haberinde işaret ettiği, bir mağaza içinde iki Müslüman kadına saldıran ve “Burası Müslümanların ülkesi değil, aksine Hıristiyanların ülkesi” diyen kadının video görüntüsüdür; nitekim video geniş bir yankı uyandırmış, hatta bu kadına destek için başlatılan bağış kampanyasında yaklaşık 145 bin Dolar toplanmıştır.

Nitekim Amerika’daki Müslümanlar, hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimler olmak üzere daha önceki yönetimlerin gölgesinde, terörle mücadele ve ulusal güvenlik bahanesiyle casusluk, stereotipleştirme, suçlama ve korkutmaya maruz kalmışlardır; bu baskıcı uygulamalar ve düşmanlık, son iki yıl boyunca Müslüman toplulukların Gazze’deki soykırım savaşına karşı tutumu nedeniyle hızla artış göstermiştir; dolayısıyla bu açıklamaları, özellikle Trump’ın göreve gelmesinden sonra devletin politikalarından ayrı olarak düşünmemiz mümkün değildir; zira Trump ve yönetimi, Müslümanlara, özellikle de göçmenlere yönelik düşmanlık ve nefret söyleminin şiddetini artırmış ve onları takip eden ve hayatlarını zorlaştıran ırkçı yasalar çıkarmıştır.

Amerika’nın özgürlükler, hoşgörü ve ötekini kabul etme gibi sahte sloganlara çağrıda bulunmasına rağmen ancak hem Amerika içindeki hem de dışındaki gerçeklik, özellikle mesele İslam ve Müslümanlarla ilgili olduğunda onların sahtekarlığını ifşa etmektedir. Nitekim Allah Subhanehu bize karşı besledikleri düşmanlık ve kinlerin boyutunu bize haber vermiştir: قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاءُ مِنْ أَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ “Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür.” [Al-i İmran 118] Ayrıca bize, tüm politikalarının ve onların suçlarının İslam’ın nurunu söndürmeyi başaramayacağını ve galibiyetin İslam’a ve Müslümanlara ait olacağını da haber vermiştir: يُرِيدُونَ أَن يُطْفِئُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللَّهُ إِلَّا أَن يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Kâfirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.” [Tevbe 32]

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Beraa Mûnasıra

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER