Perşembe, 24 Muharrem 1448 | 2026/07/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
ABD ve NATO Müttefiki Laik Kemalist Türkiye Ümmetin Umudu Olabilir mi?

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

ABD ve NATO Müttefiki Laik Kemalist Türkiye Ümmetin Umudu Olabilir mi?

 

Haber:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta sonu Sapanca’da gerçekleştirilen "AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı"nın kapanış konuşmasında, AK Parti’nin 14 Ağustos 2001 yılındaki kuruluşundan bugüne kadar geçen 25 yılın toplum ve devlet üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Ayrıca iktidarları süresince Türkiye’yi dünyaya açtıklarını, her mazluma el uzattıklarını, sadece 86 milyonun değil, tüm ümmetin umudu olduklarını söyledi. (28.06.2026 - Ajanslar)

 

Yorum:

Cumhurbaşkanı’nın sözleri her ne kadar AK Parti teşkilatını motive etmeye yönelik görünse de vakıadan bağımsız değildir. Zira bu açıklama, tam da Türkiye’nin 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da Haçlı ittifakı olan NATO’nun 36. Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağı zamana denk gelmektedir.

Öyle ki söz konusu zirvenin ihtişamlı bir şekilde geçmesi, zirveye katılacak devlet başkanlarının en üst düzeyde ağırlanması için tüm imkânlar seferber edildi. Etimesgut ilçesinde bulunan askerî havalimanı sekiz ayda baştan aşağı modernize edilerek sivil uçuşlara açıldı ve Ankara Havalimanı adını aldı. Proje kapsamında ayrıca Ankara Havalimanı ile Ay Yıldız Yerleşkesi arasında doğrudan ulaşım sağlayacak 12,5 kilometrelik bağlantı yolu inşa edildi. Geçiş güzergâhındaki yollar ve binalar boyandı. Böylece NATO liderlerinin havada ve karada rahat etmesi için her şey hazır hâle getirildi.

Sadece bununla da kalınmadı. Haçlı kâfirlerin tam anlamıyla mutmain olabilmesi, hatta adeta onlardan olunduğunu ispat etmek adına tevhidî düşünceye sahip Müslümanlara, vakıf ve derneklere "terör" yaftasıyla operasyonlar düzenlendi. Birçok Müslüman gözaltına alındı, önemli sayıda takipçisi bulunan hocaların ve kurumların sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Böylece İslam’ın ve Müslümanların düşmanı NATO’ya yeni kurbanlar sunularak zillette zirveye çıkıldı. Ayrıca Ankara ve çevresindeki birçok şehirde on gün süreyle toplantı, gösteri ve basın açıklaması yapılması da yasaklandı.

İşte bütün bunlar, Erdoğan’ın AK Parti’nin ümmetin umudu olduğu iddiasında bulunduğu günlerde gerçekleşti. Tüm bunlar, halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye’de ABD karşıtlığının yüzde 92, NATO karşıtlığının ise yüzde 80’lere yaklaştığı bir ortamda yapıldı. Zira İslam ümmeti, sömürgeci ABD’nin kurucusu olduğu NATO’nun ne denli şerir bir yapı olduğunu İslam beldelerindeki işgal ve katliamlardan bilmektedir. Kosova’dan Saraybosna’ya, Irak ve Afganistan’dan Libya’ya, soykırımcı Yahudi varlığına verilen sınırsız destekten bunu çok iyi bilmektedir. Buna rağmen Erdoğan ve partisi NATO’yu yüceltmekte, onun üyesi olmakla övünmekte ve Türkiye’nin güvenliğinin NATO’dan geçtiği propagandasını yapmaktadır.

Oysa Avrupa’nın bile NATO’ya güvenmeyerek ayrı bir savunma birliği kurmayı tartıştığı bir konjonktürde, NATO’nun halkı Müslüman olan bir ülkeyi korumayacağı gerçeği izahtan varestedir. NATO’nun bugün Türkiye’ye bakışı; İslam coğrafyasından gelebilecek tehditlere karşı bir tampon bölge oluşturması ve hızla gelişen savunma sanayisini ABD ve Batı’nın çıkarlarına entegre etmesinden ibarettir. Müslümanlar açısından daha da önemli olan ise, kâfirleri dost edinmenin ve onların siyasi ve askerî yapıları altına girmenin Allah Azze ve Celle tarafından büyük günahlardan sayılmasıdır.

وَلَنْ يَجْعَلَ اللّٰهُ لِلْكَافِر۪ينَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ سَب۪يلًا
"Allah, müminlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir."
(Nisâ 141)

Yani Allah, müminlerin kâfirlerin egemenliği altına girmesinden razı olmayacaktır. Bu durum NATO özelinde askerî açıdan böyledir.

Diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti’nin laik niteliği, Kemalist kodları ve kapitalist sömürge ideolojisini benimseyip tatbik etmesi, "ümmetin umudu" ifadesiyle yan yana gelmesini de imkânsız kılmaktadır. Zira Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, Allah’ın hükmünü ortadan kaldırma hedefini benimsemiş; rejimin bu laik niteliği 25 yıllık AK Parti iktidarı döneminde de değişmemiştir.

Hatta parti sözcüsü Ömer Çelik, defaatle ve çok açık bir şekilde "Laik devlet prensibini güçlü bir şekilde savunduklarını, bunun rejimlerinin devamı açısından gerekli olduğunu" söylemiş ve laikliğin tüm bölge için örnek alınmasını tavsiye etmiştir. Tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır’da Mübarek rejimine karşı ayaklanan Müslümanlara laikliği tavsiye ettiği gibi... Tıpkı İslami Suriye devrimine sağdan yaklaşarak günün sonunda onu Amerika’ya hizmet eden laik bir ulus-devlet modeline dönüştürdüğü gibi...

Haçlı-Siyonist ittifakının vahşi zulmüne terk edilen Gazze ise Erdoğan’ın mazlumlara yardım ettikleri yönündeki sözlerini yalanlayan en çıplak hakikattir.

Türkiye’de durum çok daha vahim ve herkes tarafından görülebilecek durumdadır. Batı kültürüne teslim olmuş gençlik, ülkenin dört bir yanını saran suç çeteleri, yolsuzluklar, hırsızlıklar, menfaat için parti değiştiren ucuz siyasetçiler, çökmüş ekonomi, yapboza dönmüş eğitim sistemi, ayaklar altına alınan hukuk ve daha niceleri mevcut laik-kapitalist cumhuriyet düzeninin eseridir.

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti’nin ümmetin umudu olduğunu söylemesi, hamaset ve göz boyama çabasından başka bir şey değildir. Erdoğan ve partisi, bu hâliyle ümmetin değil, ancak sürekli övgüsüne mazhar oldukları küstah Trump’ın umudu olabilir. O da umut değil, olsa olsa bir seraptır.

Bu ümmetin tek umudu Hilafettir. Hilafet, Allah’ın izniyle çok yakında yeniden kurulacak; İslam ümmeti, yaşadığı zilletten sonra yeniden canlı ve aziz bir şekilde geri dönecektir.

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Emin Yıldırım

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER