Pazartesi, 16 Dhu al-Hijjah 1442 | 2021/07/26
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
BATI'NIN MÜSLÜMANLARIN KUTSALLARINA SALDIRMA CESARETİ

بسم الله الرحمن الرحيم

Dördüncü Konuşma

BATI'NIN MÜSLÜMANLARIN KUTSALLARINA SALDIRMA CESARETİ

Dr. Muhammed Ebu El-Ayn – Malezya

I. Dünya Savaşı'nda hilafet / halifelik gerçekten büyük bir sıkıntı içindeydi. Birinci Dünya Savaşı sona ermek üzereyken, Komutan Henri Gouraud komutasındaki Fransız ordusu Şam'a girdi. Doğruca Selahaddin Türbesine gitti, onu tekmeledi ve şöyle dedi: "Haçlı Seferleri şimdi sona erdi! Geri döndük Selahaddin! Buradaki varlığım Haç'ın Hilal'e karşı kazandığı zaferi pekiştirmektedir!" General Edmund Allenby Kudüs'e Jaffa Kapısı'ndan girip "Haçlı seferleri şimdi tamamlanmıştır!" diye ilan ettiğinde aynı nakarat bir daha yankılandı. Bu olaylar, Müslümanların ve İslam'ın kutsallarına saldırma cesaretini gösteren Batı için erken bir başlangıç ​​olmuştur. Halifeliğin 1924'te kaldırılması, Müslümanları ve İslam'ı bin yıldan fazla koruyan devlete son öldürücü darbeydi. Böylece Batı intikamını almış gibi görünmektedir.

Ama hayır ... İslam'a olan kinleri ve nefretleri bu noktada bitmiyor. Halifeliğin yıkılması, Batı'nın Müslümanların ve İslam'ın kutsallarına saldırma cesaretinin arttığını göstermektedir. Batı sömürgeciliği çok daha erken doğmuş ve Müslüman beldeler halifelik yıkılmadan önce işgal edilmiş olsa da, Batı artık yeryüzünde hiçbir güçten çekinmiyor, Müslümanlara karşı devlet terörü uygulama özgürlüğüne sahip!

Yeni bir yaraya tuz koymak gibi; kâfir Batı Yahudi varlığının kurulmasına yardım etti ve Kutsal Topraklarda, Kuzey Afrika'da, Endonezya'da, Hindistan'da ve işgal altındaki tüm İslam beldelerinde Müslümanların kanını akıttı. Müslümanların servetleri yağmalandı ve İslam'ın saygı duyduğu haysiyetleri acımasızca tecavüze maruz kaldı. Bu, Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in şu hadisinde açıkça görülmektedir: “Kabe'yi tavaf ederken ona baktı ve dedi ki:

Ne kadar güzelsin! Kokun ne güzel! Ne kadar azametlisin! Saygınlığın ne büyük! Muhammed’in canı elinde olana yemin olsun ki; mü’minin Allah katındaki saygınlığı senin saygınlığından daha büyüktür. Mü’minin malı ve canı hakkında ancak iyilik düşünürüz.”

Müslümanların kendi durumları hakkında kafalarının karışmış olması ve bu suçlara karşı koyamamaları, sadece Batı'nın Müslümanlara her açıdan saldırmak konusunda alçakça öz güven kazanmalarına sebep olmuştur.

Halifelik döneminde İslam uygulanırken bu kutsallar korunmuştu. Ancak halifeliğin yıkılmasından bu yana, kutsallar kafir Batı'nın elindeki kanlı bir ip üzerinde sallanarak askıya alınmış durumdadır!

Son 100 yıllık geçmişimize bakmak bizi üzüyorMüslümanlar!.

Batı'nın kendilerine karşı işlediği iğrençlikleri ve zulümleri yaşayan ve görenler ise; bu suçları ve Batı'nın bu kutsalların saygınlığına tecavüz etmek küstahlığını asla affetmeyeceklerdir!

Ey Müslümanlar!

Günümüz kuşağının Müslümanları, Batı'nın suçlarını ve küstahlığını ve geçmiş İslam ümmetinin acılarını unutmuş veya görmezden gelmiştir. Ancak biz, gerçekte Batı barbarlığına en kötü haliyle şahit oluyoruz. Müslümanların kanı, haysiyeti ve serveti Batının kirli ellerinde ve hala güvende değildir. Nitekim Batı sömürgeciliği, "teröre karşı savaş" bahanesiyle milyonlarca Müslüman için sayısız ölüm ve acıya neden olmuştur. Örneğin, Irak ve Afganistan'daki savaşlar, Bosna'daki savaş, Myanmar gibi rejimlere destek, Batı eliyle İslami kutsalların kirletilmesine dair açık örneklerdir.

Aslında, "ifade özgürlüğü" olduğu iddia edilen şeyin, Batı siyasi çerçevesinde inançların çarpıtılmasına izin veren bir yanılsamadan başka bir şey olmadığı bilinen bir "sır" dır. Ancak insanlar, laik liberal toplumların ve hükümetlerin yolsuzluğunu parmakları ile gösterdiklerinde, hemen yabancılaştırılıyorlar ve "radikaller / aşırılar" olarak etiketleniyorlar. İşte bu, o "özgürlüğün" ikiyüzlülüğünü ortaya çıkarmaktadır.

Dijital medya bugün her yerde günümüz dünyasında Batı, "ifade özgürlüğü" kisvesi altında kültürümüze ve inancımızın temellerine yönelik saldırılar şeklinde Müslümanların ve İslam'ın diğer kutsallarına amansızca tecavüz etmiştir. Zira Batı, asil Nebimiz Allah'ın Resulü Sallallahu Aleyhi Vesellem’e hakaret etmeyi haklı çıkarmaya cesaret etmektedir. Nitekim biz, onurlu Nebimizi hedef alan bu meselelere ve Batı'nın "ifade özgürlüğü" adına meşrulaştırdığı en hain saldırı ve hakaretlerin çoğuna şahit olduk. 2015 yılında, Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo, Nebi Sallallahu Aleyhi Vesellem’e hakaret eden karikatürler yayınladı ve 2020'de bunu tekrarladılar. Her defasında, Fransız hükümeti, derginin "fikrini özgürce ifade etme hakkını" desteklemiştir! Herkes, Batı'nın bu konuda gösterdiği çifte standardın tamamen farkındadır. Aslında, "ifade özgürlüğü" olduğu iddia edilen şeyin, Batı siyasi çerçevesinde inançların çarpıtılmasına izin vermek için kullanılan yanıltıcı bir bahaneden başka bir şey olmadığı iyi bilinmektedir. Ancak insanlar; laiklerin, liberal toplumların ve hükümetlerin yolsuzluğuna parmaklarıyla işaret ettiklerinde, hemen tecrit edilirler "radikaller / aşırılar" olarak tanımlanırlar ve böylece bu "özgürlüğün" ikiyüzlülüğü ortaya çıkar.

Batı'nın Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’e hakaret eden bu rezil ve apaçık küstahlığına ek olarak, Batı son yıllarda sınırları sayısız kez aşmıştır.! İslamofobi olgusunun tırmanmasıyla birlikte Batı artık, Müslümanların azınlık oluşturduğu Hindistan, Çin ve Myanmar hükümetleri gibi Batılı olmayan ajanlara hakaret ve saldırı sopasını aktarmalarına izin veren bir silaha sahiptir. Zira bu ülkelerde geleneksel bir İslam düşmanlığı bulunmaktadır.

Allah'ın Resulü Sallallahu Aleyhi Vesellem’e hakaret etmek yeterince kötüdür. Ancak Batı'nın küstahlığı hakaret etmek sınırında durmamıştır. Kuran'a saldırmaya, Müslüman kadınlara saldırmaya, Müslümanlara karşı ayrımcılık yapan devlet onaylı politikalara ve Kudüs'ü Yahudi varlığının başkenti ilan etmeye kadar uzanmıştır. İşte böyle kutsallarımıza yapılan diğer saldırılar bugüne kadar devam etmiştir. Ne yazık ki, İslam ülkelerindeki Batı fikirlerinin ve kültürünün ezici telkinleri, ruhlarını Batı'ya satan ve İslami kutsallara saldırmaya katkıda bulunan ajanlar haline gelen bazı Müslümanları türetmiştir.

Ey Müslümanlar!

Halife, en zayıf halindeyken bile, İslam'ın kutsallarına tecavüz edenlere asla müsamaha göstermemiştir. Bilindiği gibi Halife II. Abdülhamid (Allah ona merhamet etsin) Batılıları tehdit etmişti, çünkü Allah Rasulü’ne hakaret eden tiyatrolar sergilemek istemişlerdi. Ayrıca Yahudileri nasıl reddettiği de malumdur, çünkü onlar para karşılığı Filistin'de kendilerine yurt kurmak istemiş, ama Sultan bunu reddetmişti.

Ey Müslümanlar!

Halifelik kurulmadığı sürece kutsallarımıza sürekli hakaret ve saldırılarla karşılaşacağımızı anlamamız için Batı'nın bu saldırganlık cesareti yeterli değil mi?!

Ey Müslümanlar!

Hilafeti kurun! Onu kurmak için çalışanlarla birlikte olun ve meleklerin, Cennetin kapılarından girmeye davet etmekten mutluluk duyacakları kişilerden olun.!

 

 #أقيموا_الخلافة
#ReturnTheKhilafah
#YenidenHilafet
#خلافت_کو_قائم_کرو

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER