- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Amerika’ya Yaptığı Hizmetlerin İran Rejimine Bir Faydası Olmadı!
İran rejiminin Amerika'ya karşı isyan ettiği, mensup olduğunu iddia ettiği ümmetinin çıkarlarını Amerika'nın çıkarlarının üstünde tuttuğu, hatta kendi “ulusal” çıkarlarını bile Amerika'nın çıkarlarının üstünde tuttuğu düşünülmemelidir; zira bu, İran rejiminin tercih ettiği bir şey değildi ve o, Humeyni ve tabiilerinin lehine gerçekleşen o darbeden beri, bir gün olsun Amerika'ya olan bağlılığından kaçmaya çalışmadı.
Hamaney ve ondan önce de Humeyni'nin liderliğindeki İran rejimi, Amerika'nın bölgedeki projelerini uygulamak için çeşitli hizmetler sunmuş olmalarına rağmen, ancak bu hizmetlerin İran rejimine bir faydası olmadı. Ajanları Hüsnü Mübarek'in onlar hakkında söylediği şu söz doğrudur: "Amerika ile örtünen çıplak kalır." Molla rejiminin iktidara gelmesinden bu yana, Amerikan lehine Irak'a karşı yaklaşık on yıl süren, milyonlarca insanın kurban edildiği ve savaş sırasında milyarlarca Doların heder edildiği şiddetli bir savaş yürütmüş ve bu savaş, Amerika'nın Afganistan'ı, ardından da Irak'ı işgal etmesine zemin hazırlamıştır. Tıpkı bunun birçok yetkili tarafından da açıklandığı gibi; örneğin eski başkan yardımcısı Muhammed Ali Abtahi şöyle demiştir: “İran’ın işbirliği olmasaydı Kabil ve Bağdat bu kadar kolay düşmezdi.” Nitekim İran rejimi, o dönemde ve sonrasında oradaki partisi aracılığıyla Lübnan’da karışıklık çıkarmış; sonra Suriye’de, Amerika’nın ajanı olan Nusayri rejimine para, silah, ordu ve Devrim Muhafızları ile mutlak destek vererek on yıl boyunca katliamlar ve Müslümanların onurlarına yönelik ihlaller gerçekleştirmiş ve aynı şekilde o dönemde ve sonrasında Amerikan lehine Yemen'deki Husileri desteklemiştir.
Amerika'nın kendisinin gerçekleştirmekten ve onun yukarıda adı geçen İslam beldelerindeki sömürgeci girişimlerinin herhangi birinde başarılı olmaktan aciz kaldığı tüm bu büyük hizmetlerden sonra Amerika, sistemin geçerliliğinin sona erdiği ve özellikle Suud rejimi, Mısır rejimi, Pakistanlı generaller, Yahudi varlığı ve ikiyüzlü Ankara gibi Amerika'nın ihtiyaç duyduğu şeyleri uygulamaya muktedir olan diğer ajanların varlığıyla birlikte İran’ın bölgedeki herhangi bir yeni proje için artık uygun olmadığı kanaatine mi ulaştı?! Bu, Amerika'nın “şiddetli düşman” müttefiki olan Avrupa'nın, onunla ilişki kurmayı, onu Orta Doğu sisteminde kabul etmeyi ve hatta onunla ilişki kurmayı tolere etmeyi reddetmesinin gölgesinde olmuştur; bunun yanı sıra Yahudi varlığının onu, sonuncusu Trump'ın Gazze'deki planının uygulanması olmak üzere Amerika'nın iradesini tam olarak uygulamadaki disiplinsizliğinin bir gerekçesi olarak kullanmasının gölgesinde olmuştur?
İran'da devam eden protestolar doğal ve spontane gelişmiş olup ne Amerika ne de başka bir uluslararası veya bölgesel bir gücün işi değildir. İran rejimi, İslam beldelerindeki tüm baskıcı ve başarısız rejimler gibi yozlaşmış bir rejimdir. İran halkının hali, kendilerine azabın en kötüsünü tattıran yöneticilerine kin besleyen diğer Müslüman halkların hali gibidir. Dolayısıyla bu rejimlerin hiçbiri kendi halkının desteğine sahip değildir ve rejime desteklerini göstermek için düzenlenen gösteriler ise, rejimin herkes tarafından bilinen polis ve istihbarat yöntemlerini kullanarak harekete geçirdiği kalabalıklardan ibarettir. Rejimin halkının desteği olmadığı için tek seçeneği, efendisine boyun eğmek ve kendisinden istenen tüm tavizleri kabul etmektir; eğer efendisi tavizlerini reddederse, Ebu Rigal ve İbn Alkame'nin sunağında kendisini kesmesi için bıçakla gelmesini bekleyecektir; bizzat Hamaney'in liderlik ettiği İran rejiminin yakında başına gelecek olan da bu gibi görünüyor.
Eğer İran rejiminde zerre kadar onur, bağımsızlık ya da gurur olsaydı, Amerika kendisini kesmeden önce önlem alır, başını ve geriye kalan azıcık onurunu korumak için adımlar atardı; zira İran rejimi, Amerika'nın kendisine karşı başlatma niyetinde olduğu askeri saldırıyı, başta Yahudi varlığı, Katar'daki El Udeyd üssü ve Güney Çin Denizi'nden onlara doğru ilerleyen uçak gemileri olmak üzere Amerika'nın bölgedeki askeri üslerine acı verici saldırılar düzenleyerek önleyebilir. Ama anlaşılan İran rejimi, sıfır saati gelinceye kadar Amerika'nın güçlerini seferber etmesini bekleyen ve sonunda da kendisini ve rejimini yok eden Saddam Hüseyin'in hatasından ders almış gibi görünmüyor.
Eğer İran rejimi gerçekten Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olsaydı, iktidarı ümmetin muhlislerine, yani ülkeyi ve insanları Amerika'nın zulmünden ve İran ile bölgeye yönelik işgalinden korumaya muktedir olan tek parti Hizb-ut Tahrir liderliğindeki Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet projesi sahiplerine teslim ederdi ama heyhat ki heyhat! Nitekim Allah Subhanehu ve Teala'nın sünneti, habis Amerika eliyle kurulduğu günden beri Allah'ın, Rasulü'nün ve müminlerin düşmanı olan İran rejimi için değil, sadece iman edip ittika ederek ve salih amel işleyerek Allah'ın dinine yardım eden ve İslam'ı izzetli kılanlar için gerçekleşecektir. Bu yüzden bu rejimin ortadan kaldırılmasını, Amerika’nın onun için seçtiği bir zamanda görmeyi bekleyebiliriz; la havle vela kuvvete illa billah.
İran'da olup bitenler ve oradaki durumların ne olacağı, Amerikan ajanları ve yanlıları Müslümanların başındaki Ruveybida yöneticiler için bir ders olmalıdır ki onların almaları gereken ders şudur: muktedir olsunlar ya da olmasınlar Amerika'nın kendilerine emrettiği her şeyi yerine getirmedikleri takdirde, Amerika'nın onlardan asla memnun olmayacağı, yani onlardan kurtulacağı ve hiçbir üzüntü, pişmanlık veya tereddüt duymadan onları kaldırıp atacağıdır. Ancak bu dersi, bu Ruveybidalar almayacaklardır; zira onlar, aklettirilinceye kadar akletmezler ve korkutuluncaya kadar da korkmazlar. Ancak bu ümmeti bu yöneticilerin zulmünden ve cehaletinden kurtarmak için insanların genelinden, etkili kişilerden ve güç ve kuvvet ehlinden oluşan ümmetin muhlislerine güvenmeye devam edilmelidir; zira Ruveybida yöneticilerden kurtaracak ve onların yerine Allah’ın Kitabı ve Rasulü’nün sünnetiyle hükmedecek bir Halifeyi getirecek olanlar onlar olup Amerika değildir. Eğer bunu yapmazlarsa, ümmetlerini ve potansiyellerini kurban etmiş olacaklar, o yöneticiler kadar kötü olacaklar, ülkenin ve insanların eziyet görmesine ve yok olmasına katkıda bulunmuş olacaklardır.
Bu nedenle İran'daki güç ve kuvvet ehli de dahil olmak üzere çeşitli Müslüman ülkelerdeki güç ve kuvvet ehlinin muhlislerine, bu ümmetin geriye kalan halklarını kurtarmak ve onların gücünü toplamak için Hizb-ut Tahrir'e nusret vermeleri çağrısında bulunuyoruz; aksi takdirde işler daha da kötüye gidecektir; peki İran ordusundaki muhlisler de dahil olmak üzere Müslüman orduların içindeki hikmet, akıl ve iman sahipleri icabet edecekler mi?! Allah'ım, ümmetlerinin yanında yer almaları ve Hizb-ut Tahrir'e nusret vermeleri için onları doğru yola ilet; Allahumme Amin.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Bilal Muhacir – Pakistan



