Perşembe, 29 Şevval 1447 | 2026/04/16
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Esirlerin İdam Edilmesi Yasasının Kabul Edilmesi, Tüm İslam Ümmetine Yönelik Bir Hakaret ve Yahudi Varlığının Kibrinin Fasıllarından Yeni Bir Fasıldır

بسم الله الرحمن الرحيم

Esirlerin İdam Edilmesi Yasasının Kabul Edilmesi, Tüm İslam Ümmetine Yönelik Bir Hakaret ve Yahudi Varlığının Kibrinin Fasıllarından Yeni Bir Fasıldır

Pazartesi akşamı, “Knesset” olarak adlandırılan Yahudi varlığının parlamento genel kurulu, Netanyahu hükümetinin desteği ve 62 lehte, 48 aleyhte oyla, esirlerin idamına ilişkin yasayı ikinci ve üçüncü okumalarda onayladı. Yasa, "terör eylemi olarak sınıflandırılan bir eylem kapsamında bir insanın ölümüne kasten neden olan" kişiye idam cezası uygulanmasını öngörüyor. Ayrıca tasarı bu tür durumlarda af verilmesinin mümkün olmadığını öngörmekte olup, özellikle 7 Ekim 2023’ten bu yana tutuklananlar olmak üzere geriye dönük olarak uygulanarak yüzlerce esire karşı toplu idam cezalarının infazının önünü açmaktadır. Bu da yasanın, işgale karşı direnişi korkutmak hedefiyle değil, aksine Yahudilerde mayalanmış olan aşağılık kompleksi ve ırkçılık tutkusunu tatmin etmek amacıyla çıkarılmış olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu yasanın onaylanması, en az ifadeyle İslam ümmetine yönelik bir hakaret olarak nitelendirilebilir. Bugün halklar, ellerindeki savaş esirlerine karşı işledikleri suçların kanıtlanmasından utanmakta ve işkence suçlamalarından ve işkence altında meydana gelen ölüm vakalarından korkmaktadırlar. Hatta sömürgeci geçmişe sahip büyük devletlerden bazıları, İngiltere, Japonya, Almanya, Amerika ve diğerlerinin durumunda olduğu gibi dünyanın geri kalanına (aldatıcı da olsa) bu tür uygulamalardan uzak olduklarını kanıtlamak için kendilerini geçmişte öldürdükleri savaş esirlerinin ailelerine tazminat ödemekle yükümlü kılan yasalar çıkarmışlardır. Bununla birlikte İslam ümmeti, Yahudi varlığıyla her çatışma döneminde, ümmet onun esir askerlerini sağ salim olarak geri göndermiştir.

Buna rağmen akıl almaz bir küstahlıkla Yahudi varlığı, kendi elindeki savaş esirlerinin öldürülmesine izin veren bir yasa çıkarmıştır! Sadece bu da değil; aksine bu varlığın iblis politikacıları, yasayı öyle detaylandırıp öyle ifadeler seçtiler ki böylece yasa öncelikle Müslümanlara uygulanabilsin. Sanki İslam ümmeti insan ırkından değilmiş gibi; dahası bu yasanın lisanı hali şöyle demektedir; Müslüman gençler, sömürgecilerin ve onların kuyruklarının sofralarında kesilmeye hazır hayvanlar gibidirler!

İslam ümmeti, Allah Azze ve Celle katından gelen vahiy sayesinde bir hadarat inşa etmiş, bu hadaratla yeryüzünü imar etmiş, bu hadarat sayesinde insanlığı cehalet ve hayvani içgüdülerin karanlığından çıkarıp dünyayı iyilik ve yücelikle doldurmuştur. Bin beş yüz yıla yakın bir ömrü ve kıtalara yayılan milyonlarca ordusu olan, hayat dolu gençleri gece gündüz bu orduları beslemek ve teçhizatları için harcama yapmak amacıyla bitkin düşen ve kendi ülkelerini inşa etmek için çalışan böyle bir ümmetin, tüm bu aşağılanmalara maruz kalması yakışmaz.

Daha önce de söylemiştik ve bugün de tekrar ediyoruz; ümmet, bu aşağılık varlığın küstahlıklarına karşı ordularının kendisini yüzüstü bırakmasından bıkıp usanmıştır. Oysa Yahudi varlığı, Amerika'nın cebinde saklanan korkak bir fareden başka bir şey değildir. Zira o, insanlara tükürmek ya da İslam ümmetinin sofrasından bir lokma çalmak için başını uzatır, savaş alevlenince de saklanır ve çığlıkları yükselir. Çocuklarına Hamza, Ömer, Ali, Halid ve Ubeyde gibi isimler koyan, onlara Selahaddin, Muhammed Fatih ve Kutuz’un savaşlarının siretini öğreten, en büyük imparatorluklarla çatışarak onları yerle bir eden bir ümmetin, bu tür ihanetler karşısında sessiz kalması yakışmaz. Ümmetin içindeki kamuoyu her gün ordulara, “sizler neredesiniz?!” diye haykırmaktadır! Yeter artık kan, toprak ve servetlerin heba edildiği.

Bu kibir, üstünlük ve bozgunculuk hali, Allahu Teala’nın şu kavlini doğrulamaktadır: وَقَضَيْنَا إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الأَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوّاً كَبِيراً “Biz, Kitap'ta İsrailoğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik.” [İsra 4] Ayrıca hiçbir gücü ve kudretleri olmayan savunmasız esirler üzerinde güç kullanarak, uluslararası örflere bile aykırı davranmaktadırlar. ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُواْ لَيْسَ عَلَيْنَا فِي الأُمِّيِّينَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ “Bu da onların, «Ümmilere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur» demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.” [Al-i İmran 75]

Yahudi varlığının ulaştığı ifsat ve fesat artık kimse için gizli değildir; hatta Müslüman olmayan dünya halkları bile bunu fark etmiş ve buna kendi gözleriyle tanık olmuşlardır; işte bu durum, Allah'ın izniyle yakında ümmetle yaşanacak mücadelede, varlıklarının hiçbir dayanağı ve destekçisi kalmamasına neden olacaktır. O halde ey ümmetin orduları içindeki muhlisler, ümmetin otoritesini ona yeniden geri vermek için acele edin ki, o da Raşid Halifesinin liderliği altında mübarek toprak Filistin’e doğru harekete geçerek onu özgürleştirsin ve dünyayı Yahudilerin şerlerinden kurtarsın. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: إِنَّ فِي هَذَا لَبَلَاغاً لِّقَوْمٍ عَابِدِينَ “Şüphesiz bunda Allah'a kulluk eden bir toplum için yeterli bir mesaj vardır.” [Enbiya 106]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müh. Selahaddin Addade

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER