Salı, 11 Zilkâde 1447 | 2026/04/28
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Trump'ın Gözde Mareşali Asim Munir Amerika'yı İran Bataklığından Kurtarmak İçin Uykusuz Kalıyor!

بسم الله الرحمن الرحيم

Trump'ın Gözde Mareşali Asim Munir Amerika'yı İran Bataklığından Kurtarmak İçin Uykusuz Kalıyor!

Reuters ajansı 6 Nisan 2026 tarihinde, "Pakistan Ordusu Komutanı Mareşal Asim Munir'in, gece boyunca ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Özel Temsilci Steve Witkov ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakchi ile temas halinde olduğunu" bildirdi. Pakistan'daki iktidar fraksiyonu ve onun medya organlarının bu çabayı göstermeye çalıştığı gibi, Asim Munir'in İran ile ABD arasında arabuluculuk yapma çabalarını övmek için hiçbir neden yoktur! Çünkü Munir’in çabaları, ABD ordusuna, Ortadoğu’daki zararlı askeri varlığının devamını tehdit eden derin bir bataklıktan çıkma yolu sağlıyor. Hatta Munir’in ABD’yi kurtarma çabaları, tüm Müslüman ordularının seferber edilerek ABD’yi son askeri ve son üssüyle birlikte bölgeden çekilmeye zorlamanın gerekli olduğu bir dönemde geliyor.

Gerçekten de, İran’ı vurmadan önce Gazze’deki soykırımı denetleyen suçlu Trump, Asım Munir’i 13 Ekim 2025’te ve yeniden 22 Ocak 2026’da “en sevdiğim saha mareşalim” diye nitelediğinde haklı bir sebebe sahipti. Financial Times gazetesinin belirttiğine göre Trump’ın İran’ın güçlü tepkisini hesaplamada yanlış değerlendirme yaptığı açığa çıktıktan sonra, Asım Munir 22 Mart 2026’da Trump ile iletişime geçerek ABD ile İran arasında arabuluculuk yapmayı teklif etmiştir. Munir’in bu teklifi, Fransız atasözü “kraldan çok kralcı olmak” gerçeğini somutlaştırıyor; zira bu, Hindistan alt kıtasını işgalleri sırasında sömürgeci İngilizlerle işbirliği yapanların karakterize olduğu boyun eğme derecesini yansıtıyor.

Munir, Trump’a hizmet etmek için kendini uykudan mahrum bırakmadan önce, Trump’ın yanlış değerlendirmesinin boyutu tamamen netleşmişti; 28 Şubat 2026’da İran’a saldırıyı başlatmadan önce, yönetimi ilk şokun ardından, yani üst düzey liderlerin suikasta uğramasından sonra doğrudan kontrolü sağlamak için İran rejimi içindeki bazı kişilerle koordinasyon kuruyordu ancak bu gerçekleşmedi. Çünkü İran Devrim Muhafızları kararlılıkla ayakta durarak saldırıya karşı koymaya karar vermiş ve düşmanlara saldırarak, İran’ı Amerika’nın yörüngesinde dönen bir devletten, tıpkı Munir liderliğindeki Pakistan’ın durumu gibi tabi bir devlete dönüştürmeyi ve kendi çıkarları uğruna kayıplara katlanmasını hedefleyen Amerika’ya açıkça meydan okumuştur. Amerika'nın durumu hâlâ kırılgandır; zira Amerika, hedeflerini hızlı ve kayıpsız bir şekilde gerçekleştirememiştir. Ayrıca ordusu, kara harekâtı bile başlatmaya çalışmadan önce İranlı Müslümanlar tarafından ağır bir darbe aldıktan sonra, kara saldırısı düzenleme düşüncesinden korkmuştur. Hatta ABD askeri komutanlığındaki tereddüt öyle bir noktaya ulaşmıştır ki Trump, kendi yanlış değerlendirmesinden kaynaklanan bu ölümcül maceraya devam etmeyi reddeden bir dizi üst düzey generali görevden almıştır. Böylece Trump, 2 Nisan 2026 tarihinde Genelkurmay Başkanı General Randy George'u, Ordunun Eğitim ve Dönüşüm Komutanlığı'nı yöneten General David Hockney'i ve Tuğgeneral William Green Jr.'ı görevden almıştır.

Münir’in bağımlılığının boyutunu anlamak için, onunla bütün gece boyunca birlikte vakit geçiren iki Amerikalı yetkiliye, yani JD. Vance ve Steve witkoff’a dikkat çekmek gerekir; Vance'ye gelince; 2025 yılının Mayıs ayında Pakistan ile gerginliğin tırmanması sırasında tamamen Hindistan’ın yanında yer almıştı. Nitekim bu yılın 1 Mayıs'ında, Fox News kanalındaki “Brett Baier ile Özel Rapor” programında verdiği röportajda şöyle demişti: “Burada umudumuz, Hindistan'ın bu terör saldırısına, daha geniş çaplı bir bölgesel çatışmaya yol açmayacak şekilde yanıt vermesidir.” Ve şöyle eklemişti: “Açıkçası Pakistan'ın, sorumlulukları ölçüsünde Hindistan ile işbirliği yapmasını umuyoruz.” Pakistan Hava Kuvvetleri Hindistan’a karşı hava üstünlüğü sağladıktan sonra, Keşmir’in kurtuluşuna ve ezici bir yenilgiye giden süreçte Amerikalılar, ateşkesin sağlanması amacıyla yoğun bir şekilde çalışması için Munir’i görevlendirdiler.

Trump'ın özel elçisi, Yahudi Witkoff'a gelince; o, Pakistan ve Afganistan’ı da kapsayan Amerika’nın “Büyük Ortadoğu” planının uygulanmasında kilit bir figürdür; bu ise, İslam beldelerini zayıflatarak Müslüman ülkelerin batı kanadında Yahudi varlığının, doğu kanadında ise Hindu devletinin hegemonyasına bir alan açmayı hedefleyen şeytani bir plandır.

Şüphesiz ki Asim Munir ve adamları, Pakistan ve güçlü silahlı kuvvetleri için bir yük oluşturmaktadırlar; Munir ve adamlarını Amerika’nın müttefikleri olarak nitelemek dakik değildir; çünkü müttefikler ülkelerinin güvenliğini ve refahını korurlar; oysa onlar için en uygun tanım, Amerika'nın ajanları olmalarıdır; zira kendi ülkelerinin güvenliği ve refahı pahasına bile olsa Amerika'nın çıkarlarını güvence altına almaya çalışmaktadırlar. Nitekim Amerika'ya olan ajanlıkları, Mayıs 2025'te Keşmir'i kurtarma fırsatının kaçmasına neden olduğu gibi İran'daki Müslümanların yanında durup Amerika'yı geri adım atmaya zorlayacak bir darbe indirme fırsatının da kaçmasına neden olmuştur; nitekim Müslüman ülkelerinin en büyük askeri gücünün, iç işlerinde bile hiçbir ağırlığı olmayacak ve zayıf, içi boş ve boyun eğmiş bir devlet olmaktan öteye geçmeyecek şekilde tabi olarak kalmasını sağlayan da aynı ajanlıktır!

Ey Pakistan’daki Müslümanlar ve silahlı kuvvetleri: Allah Celle Celaluhu şöyle buyurmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِمْ بِالْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا بِمَا جَاءَكُمْ مِنَ الْحَقِّ “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçeği inkâr etmişlerdir.” [Mümtehine 1] Biz kimleriz ki, düşmanlarımızı dost edinip onlara hizmet eden ve onlara ajanlık yapan Munir ve adamları bizi hor görebiliyor? Biz, Allah Celle Celaluhu'ya, Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ve müminlere karşı derin bir sevgiyle dolu şerefli silahlı kuvvetleri ve asil bir halkız. Biz cesur bir ordu ve canlı bir halkız; biz, derin ve mücahit İslami mirasın gerçek varisleriyiz. Bu, Raşidi Hilafet döneminden itibaren başlayan, İslam’ın hakimiyeti yoluyla Hindistan alt kıtasına kadar genişleyen, ardından İngiliz işgaline karşı direnen ve sonra da Ağustos 1947’de İslam adına bir devlet kurmak için büyük fedakarlığın olduğu bir mirastır; bakın işte bugün, sömürgeci Amerika'nın zulmünden dolayı derin bir kaynama yaşıyoruz. Biz, Allah Celle Celaluhu'nun kelimesi yüce olsun diye savaşırken şehitlerimizi saymayan yeterliliğe sahip olan kuvvetler ve icat edici bir halkız.

Biz, İslam ile yönetecek ve mazlum dünyanın sabırsızlıkla beklediği adil bir liderlik olarak ümmeti yeniden birleştirecek Nübüvvet Minhacı üzere Hilafetin kararlı ve güvenli başlangıç noktası olarak kendi içinde kalkınmanın tüm nedenlerine sahip olan saygın ve güçlü kuvvetler ve kıymetli bir halkız. Zira Allah Celle Celaluhu şöyle buyurmuştur: كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْراً لَّهُم مِّنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ “Siz insanlar için çıkartılmış en hayırlı ümmetsiniz; marufu emreder, münkeri nehyedersiniz ve Allah’a inanırsınız. Eğer Ehli Kitap’da (Yahudiler ve Hıristiyanlar) iman etseydi kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler vardır, fakat çoğu fasıktır.” [Al-i İmran 110] O halde ellerimizi, Hizb-ut Tahrir'in gençlerinin elleri üzerine koyalım, Allah Celle Celaluhu yolunda fedakarlık göstererek salih ameller işleyelim ve Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayalım ki, Allah da bize zafer bahşetsin.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER