- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Ey Sudan Halkı! Ferasetinizle Bu Saçmalığı Durdurun!
Sudan’daki savaş, Sudan halkının hesaplarını altüst etmiştir; zira bu savaş, doğası gereği bir bukalemun gibidir; çünkü araçları ve üslupları sürekli renk değiştirmektedir. Nitekim kimi zaman silahla, kimi zaman kuşatmayla, kimi zaman da kabilecilik ve bölgecilik naraları körüklenerek gelir; ta ki böylece kardeş kardeşe düşman, komşu da komşusundan kuşku duyar bir hâle gelene kadar! Tüm bunların arasında, en büyük kaybeden her zaman sıradan insan oluyor; kendisi seçmediği bir savaşın bedelini ödüyor ve güvenliği, malı ve çocuklarının geleceği konusunda bu savaşın trajedilerini yaşıyor.
Generaller Burhan ve Hemedti, yaş kuru her şeyi yakan ve kendisinden hiç kimsenin kurtulamadığı bir savaşı ateşlediler; bu savaşın bedelini de masum insanlar, kanlarıyla, mallarıyla ve çocuklarının geleceğiyle ödemeye başladılar.
Yıkım yalnızca binalarla sınırlı kalmamış; aksine savaşa eşlik eden yıkıcı fikirlere sahip bazı sosyal medya platformu kullanıcılarının ve bazı fasık yetkililerin üstlenmiş olduğu kabilecilik ve bölgecilik naralarıyla birlikte kalplere de sirayet etmiştir; zira bu sosyal medya kullanıcıları ve fasık yetkililer; Sudan halkı arasında fitne ve ayrılık tohumları ekmektedirler. Oysa Sudan halkını bir araya getiren, bir kabilenin diğerine, bir bölgenin de başka bir bölgeye üstünlüğünün olmadığı ve onları bir araya getirenin tek bir din ve tek bir kaderin olduğu en büyük bağ İslam kardeşliği bağı olmuştur ve hala da olmaya devam etmektedir.
Ardından ülke içinde bölgeler arası karşılıklı ekonomik abluka ve kuşatma uygulanmaya başlanmıştır; zira bir tarafta, Sudan'ın batısındaki zenginliklerin kuzeye akışını engelleyen, mal taşıyan kamyonları yakan ve sahiplerini cezalandıran Te'sis (kurucu) Hükümeti bulunmakta; diğer tarafta ise ticari hareketliliğe kısıtlamalar getirerek Te'sis Hükümetinin kontrolü altında olan yerlerdeki malların ülkenin batısına akışını yasaklayan Port Sudan hükümeti bulunmaktadır. Nitekim bunun sonucunda geniş bölgelerde mahrumiyetler şiddetlenmiş, hastalar ilaçsız, öğrenciler ise eğitimden mahrum kalmışlardır.
Böylece en temel yaşam gereksinimlerine ulaşmak bile birçok aile için bir hayal haline gelmiştir; bir hastanın ilaç yokluğundan dolayı can vermesi ya da bir çocuğun, okulun kapısı yüzüne kapandığından dolayı geleceğinin zayi olması ne kadar da acı verici değil mi?!
Hikmetli bir sözde şöyle denir: "Komşunun evinde yangın çıktığında, senin evinin kıvılcımlardan uzak kalacağını sanma!" Sudan'da yaşanan tam olarak işte budur; zira zarar doğu, batı, kuzey ya da güney ayrımı yapmamış; aksine farklı derecelerde de olsa hepsine isabet etmiştir.
Nitekim birçok insan evlerini, mallarını ve belgelerini kaybetmiş; böylece mülk sahipleri olmaktan, Allah’tan bir çıkış yolu bekleyen mültecilere dönüşmüşlerdir; şüphesiz O, lütfu bol olan, tüm eksikliklerden ve noksanlıklardan münezzeh, karşılık beklemeden bolca bağışlayan ve rezzak olandır; işte tüm bunların sebebi, yıkım ve ayrılıktan başka hiçbir şey getirmeyen savaştır.
Peki bu fitneyi ateşleyenler -Allah korusun- ülkeyi parçalamayı, halkını zayıflatmayı ve onları birbiriyle çatışan gruplara bölmeyi başarabilecekler mi?! Yoksa Sudan halkı, bu tehlikenin farkına varacak, kendilerini birleştiren İslam kardeşliğine sımsıkı sarılacak, kendilerini ve ülkelerini kuşatan bu akıbetten korumak için bölünme planlarına karşı tek bir saf halinde duracak ve böylece hain ajanlar Burhan ve Hemedti ile şerrin başı olan efendileri Amerika’nın oyununu boşa mı çıkaracaklar?!
Allah Azze ve Celle'den, vakit geçmeden önce Sudan’daki güç ve kuvvet ehlinden olan muhlislerin basiretini açmasını temenni ediyoruz ki böyle onlar, bu saçmalığı durduracak net bir tavır sergilesinler ve Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşidi Hilafeti kurarak Allah'ın şeriatını uygulayacak olanlara imkân versinler.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Sadık Ali Musa (Ebu Muhammed)



