Pazar, 10 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/08/23
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Mevcut Sistemin Enkazı İle Tarihin Çağrısı Arasında: Bugün Ümmet Nerede Duruyor?

Dünya bugün, olayların hızlandığından artık hiçbir aklı başında kişinin şüphe duymadığı olağanüstü bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Çağdaş uluslararası sistemden kaynaklanan krizler artık geçici olaylar ya da kapitalizmin sadece dönemsel aksaklıkları değil; aksine, dünya sisteminin üzerine inşa edildiği fikri ve siyasi temeldeki yapısal bozukluğun bariz belirtileridir. Olaylara yüzeysel bir bakış, insanı sayısız ayrıntıdan mahrum bırakır; oysa derinlemesine bir analiz, sorunun özüne inerek, çekinmeden ve boyun eğmeden çare sunar. Bu dönüm noktalarının önünde durup dikkatle incelememiz gerekir:

Birincisi: Kapitalist sistemdeki yapısal sorun: Mevcut küresel sistem, insanı huzursuz eden ezeli sorulara şifa verici cevaplar sunmaktan aciz kalmıştır; zira hak ve adalet pahasına tamamen güç dengelerine ve sırf çıkarcılığa taraf olma, birbirini izleyen ekonomik krizler, yeryüzünün servetlerinin küçük bir azınlığın elinde toplanırken halkların ise enflasyon, pahalılık ve borçların yükü altında ezilmesi, fikri ve toplumsal krizler, insanın fıtri bağlarının parçalanması ve bireyin ruhi bir kayboluş ve bocalama hali içinde bırakılması; evet bu boşluk artık gizli bir sır değildir; aksine Doğu’dan önce Batı’nın düşünürleri tarafından kabul edilen bir gerçek haline gelmiştir.

İkincisi: İslam ümmetimiz ve çatışma denklemindeki konumu: İslam ümmetimiz, tarihte marjinal bir ümmet değildi ve asla da olmayacaktır Bugün ümmetin karşı karşıya kaldığı gerçek zorluk, kaynak eksikliğinde ya da beşeri enerjilerin acziyetinde değil, aksine hadari akidesi ile üzerine uygulanan siyasi sistem arasındaki talihsiz kopuklukta yatmaktadır; zira geçtiğimiz on yıllar, ister Doğu ister Batı olsun, ithal edilen tüm metotların ümmete daha fazla bölünmüşlük ve bağımlılıktan başka bir şey getirmediğini kanıtlamıştır; dolayısıyla ümmetin milletler arasındaki konumunu geri kazanması, kağıt üzerinde kalmış bir mürekkep ya da soyut bir temenni değildir; aksine keskin medeniyet çatışmasının doğasının dayattığı bir zorunluluktur..

Üçüncüsü: Kalkınma projesi, basiret üzere çalışmak:

- Ümmetin hayati davası, yamalı çözümler ya da orta yol uzlaşmalarını gerektirmez; aksine İslami hayatı tatbik sahasına geri getirecek kapsamlı yeniden başlama vizyonunu, ideolojiye dayanmayı ve geçici gerçekliğin dalgalanmalarından etkilenmeyen sağlam bir fikri inşayı gerektirmektedir.

- Kapsamlı siyasi bilinç, büyük güçlerin planlarını ortaya çıkarmak ve halkların kaynaklarını kontrol etmek için kullanılan araçları ifşa etmek.

- Alternatif bir formül oluşturmak ve insanın işlerini adaletle gözetmeye hazır hadari bir alternatif olarak ekonomik, siyasi, içtimai ve uluslararası ilişkiler gibi yaşamın çeşitli alanlarına yönelik kapsamlı bir İslami çözüm sunmak.

Temiz bir aklı ve kalbi olan herkese bir söz:

Tarihi belirleyici anlar, seyirci olanları beklemez; bugünkü çağrı, bu ümmetin her bir ferdine, her bir düşünürüne ve geleceğine hırs gösteren herkese yöneliktir; nitekim saf bir vizyona sahip olmak ve ideolojiye sımsıkı sarılmak, kalkınmanın ilk yoludur. Bizler sadece fikrî bir teoriye değil; aksine derin bir siyasi bilince, sarsılmaz bir azme ve ümmete otoritesini, insana ise onurunu yeniden kazandıracak samimi bir çalışmaya davet ediyoruz ki böylece İslam, her zaman olduğu gibi, insanlığı cehaletin ve menfaatçiliğin karanlıklarından hakkın adaletine ve rahmetine çıkaran bir nur olsun.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

Abud El-Fakih – Yemen

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER