Pazar, 29 Rebiu’s Sânî 1448 | 2026/10/11
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Savaş, İslam Ümmeti İle Kâfirler Arasında Olması Gerekir; İslam Ümmetinin Kendi Arasında Değil

بسم الله الرحمن الرحيم

Savaş, İslam Ümmeti İle Kâfirler Arasında Olması Gerekir; İslam Ümmetinin Kendi Arasında Değil

Müslüman ülkeler arasında yıkıcı bir savaşa sürükleyen tırmanan gerilimlerin gölgesinde, İran Haber Ajansı (IRNA) 17 Eylül 2026 tarihinde, "Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin, son bölgesel gelişmeleri ve ortak ilgili konularını ele almak üzere Türk mevkidaşı Hakan Fidan ve Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Münir ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini" bildirdi.

En güçlü üç Müslüman ülkesi arasındaki telefon görüşmeleri, Pakistan Dışişleri Bakanlığının 16 Eylül'de şu ifadelerin yer aldığı bir açıklama yayımlamasının ardından gerçekleşti: “Pakistan, Husi milisleri tarafından gerçekleştirilen ve Mekke-i Mükerreme'yi hedef alan aşağılık insansız hava aracı (İHA) saldırısı girişimini en güçlü ifadelerle kınamıştır.” Yemen'deki İran’ın vekilleri olan Husiler ise Mekke vilayeti içindeki askeri tesisleri hedef aldıklarını iddia ediyorlar. Diplomatik gerilimlerin yanı sıra her ülke sosyal medya üzerinden yürütülen bir savaş aracılığıyla Müslümanların desteğini kazanmaya çalışmaktadır; bu savaş, Kâbe-i Muazzama'nın, Mekke'deki Kraliyet Saat Kulesi'nin ve Mekke vilayetine bağlı Taif'te bulunan Kral Fahd Hava Üssü'nün dokunulmazlığı gibi konuları ele almaktadır.

Böylece mevcut gerilimler, yıllarca olmasa bile aylarca sürebilecek ve bir Müslüman ülkesiyle başka bir Müslüman ülkesinin savaşacağı yıkıcı bir bölgesel savaşa doğru ilerlemektedir. Ancak mevcut milliyetçi düşünce şeklinin gölgesinde, bu gerilimlere kalıcı bir çözüm bulmak mümkün görünmüyor. Zira her ülke bölgeye dar bir açıdan, yani kendi ulusal çıkarları açısından bakmakta; ulusal sınırları içinde “vatanı” savunma perspektifinden hareket etmekte ve ulusal sınırlarının ötesine ise, ister vekiller kullansın ister başka yöntemler kullansın, ulus devletinin stratejik derinliğinden hareket ederek bakmaktadır.

Milliyetçiliğin, geçen yüzyılın da kanıtladığı gibi Müslümanlar arasında barışı getirmesi mümkün değildir. Zira milliyetçilik, Müslümanlar arasında sürekli savaşlara yol açmıştır; bunun birçok örneğinden bazıları Birinci Körfez Savaşı, İkinci Körfez Savaşı ve Suudi-Yemen çatışmasıdır... Dolayısıyla her ülke, onlarca yıl boyunca bu temeli üzerinden hareket ettikten sonra, bu yıkıcı milliyetçi düşünceye sarılmış ve artık onu değişmez bir gerçek olarak görmeye başlamıştır!

Ey Müslümanlar: Milliyetçiliğin gölgesinde bugün devletlerimiz, kabile asabiyetinin altındaki Yesrib kabileleri Evs ve Hazrec gibi sürekli çatışmalar içinde yaşamaktadır. Dolayısıyla tıpkı Evs ve Hazrec kabilelerini bir araya getirdiği gibi bizi de kâfirlere karşı tek bir el olarak bir araya getirecek olan sadece İslam'dır. Nitekim Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: هَذَا كِتَابٌ مِنْ مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُؤْمِنِينَ مِنْ قُرَيْشٍ وَيَثْرِبَ وَمَنْ تَبِعَهُمْ فَلَحِقَ بِهِمْ وَجَاهَدَ مَعَهُمْ أَنَّهُمْ أُمَّةٌ وَاحِدَةٌ دُونَ النَّاسِ “Bu yazı Peygamber Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem tarafından Kureyşli ve Medineli müminler, Müslümanlar, bunlara tabi olanlara sonradan iltihak edenler ve onlarla beraber cihat edenler içindir. İşte bunlar, diğer insanlar dışında tek bir ümmettir.” [Beyhaki Süneni Kübra’da rivayet etmiştir.]

Evs ve Hazrec, kabile asabiyetini bırakarak tüm Müslümanları İslam ile yöneten tek bir otoritenin hâkimiyetini kabul ettiler; böylece Yesrib Medine-i Münevvere'ye dönüştü. O zaman Müslümanlar tek bir güç olarak gerçek düşmanlarla; yani Yahudiler, Arap müşrikleri, Persler ve Bizans Hristiyanlarıyla savaştılar.

Ey Müslümanlar: Bizler, alev alev yanan bir ateş çukurunun eşiğindeyiz ve İslam dini etrafında birleşmedikçe bizim için kurtuluş yoktur. Yıkıcı bir savaş tehdidinin gölgesinde bizler, milliyetçiliğin ve Müslümanlar arasındaki sınırlar, ayrı ordular ve çok sayıda hazine de dahil olmak üzere onun getirdiği her şeyin ortadan kaldırılmasını talep etmeliyiz. Ayrıca tüm mevcut İslam beldelerini tek bir devlet altında birleştirecek Raşidi Hilafeti kurmak için harekete geçmeliyiz.

Filistin'i işgal eden Yahudilere, Hindu devletinin müşriklerine ve bize onlarca yıl boyunca işkence eden Amerikalı Haçlılara karşı Müslümanları seferber edecek olan bizzat Hilafettir. Nitekim Allah Subhanehu şöyle buyurmuştur: وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللهِ جَمِيعاً وَلَا تَفَرَّقُوا وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنْتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِهِ إِخْوَاناً وَكُنْتُمْ عَلَى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَأَنْقَذَكُمْ مِنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ “Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.” [Al-i İmran 103]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr - Pakistan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER