Perşembe, 13 Dhu al-Qi'dah 1442 | 2021/06/24
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Soru Cevap: Türkiye ve Komşularıyla Olan İlişkisi

بسم الله الرحمن الرحيم

Soru Cevap

Türkiye ve Komşularıyla Olan İlişkisi

Soru:

Başbakan, 13 Temmuz 2016 tarihinde yaptığı açıklamada, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normale döneceğinisöyledi. 13 Temmuz 2016 tarihli Zamanarabic sitesine göre Türkiye Başbakanı Bin Ali Yıldırım, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşeceğiniaçıkladı. Türkiyenin Suriye politikasına ilişkin bu ani değişikliğin arkasındaki etken nedir? Türkiye-Suriye mutabakatı mı? Yoksa Türk siyasetinde etkin olan Amerikan politikası mı? Allah mükâfatınızı artırsın.

Cevap:

Soruda bahsedilen konulara yanıt verebilmek için aşağıdaki hususlara bir göz atacağız:

Birincisi: Kuşkusuz Türk-Rus mutabakatı, Başbakan Bin Ali Yıldırım’ın göreve gelmesi ve Ahmed Davutoğlu’nun istifası/görevden alınmasından sonra gündeme gelmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 22 Mayıs 2016’da Bin Ali Yıldırım’ı hükümeti kurmakla görevlendirdikten yaklaşık on gün sonra 04 Haziran 2016 tarihinde Türkiye Post sitesinin bildirdiğine göre Bin Ali Yıldırım, yeni hükümetin Rusya ile ilişkileri normalleştirmeye çalışacağını ve İranla ilişkilerin güçlendirileceğiniifade etti. Okunan hükümet programının ilgili metni şöyledir: Türkiye, karşılıklı diyalog yoluyla Rusya ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve geliştirilmesi yönündeki iradeyi sürdürecektirArdından 2016 Haziran ayı boyunca karşılıklı temas trafiği hızlandı. Sonra inanılmaz, garip, dikkat çekici ivme ve tutarsız ifadelerle işin rengi netleşmeye başladı! Örneğin:

1- Dikkat çekici ivmeye gelince, soruda da belirtildiği gibi Türkiye’nin pozisyonu apaçık tutarsızlıklarla doludur:

A- Önce Türkiye, Rus savaş jetinin Türk hava sahasını ihlal ettiğini iddia ederek özür dilemeyeceğini söylüyordu. Sonra 27 Haziran 2016’da özür diledi: “Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Türkiye Cumhurbaşkanı mektubunda ölen pilotun yakınları için üzüntüsünü ve başsağlığı dileklerini iletti ve özür dilerimdedi ve Rusya-Türkiye ilişkilerinin düzelmesi için elinden geleni yapacağını ekledidiye konuştu. [27.06.2016 el-Arabiya]

B- Putin, özellikle Türkmen Dağı halkını bombaladıktan sonra düşman kabul edildi. Şimdi ise onunla görüşme samimi bir havada geçiyor. 29 Haziran 2016’da Erdoğan, Putin ile bir telefon konuşması yaptı. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre görüşme samimi bir havada geçti[29.06.2016 el-Arab el-Cedid]

C- Daha önce Türkiye ile Rusya’nın Suriyeli silahlı muhaliflere bakışları farklıydı. Şu an iki ülkenin bakışı örtüşüyor. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile Türk Dışişleri Bakanı 1 Temmuz 2016’da Soçi’de bir araya geldiler. Suriye konusunda iki ülke arasında mutabakat sağlandı ve terörle mücadelede anlaştılar. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriyede kimin terörist sayılacağı, kimin sayılmayacağı konusunda Moskova ile Ankara arasında görüş ayrılığı olduğunu yalanladı ve terörizme karşı somut ortak çalışmalara başlayacaklarını duyurdu.[01.07.2016 Russia Today] Suriye’deki terörist grupların tanımlanması konusunda Türk-Rus mutabakatı, dikkate değer bir konudur. Çünkü yıllarca Türkiye’nin Suriye muhalefetine açıktan destek verdiği biliniyor. Bu, önceki durumlardan farklı yepyeni bir konudur.

D- Sonra alelacele Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin arasında bir zirve yapılmasına kararlaştırıldı. Aslında bu zirve, 2016 Eylül’de Çin’de düzenlenecek G20 zirvesi sırasında planlanıyordu. Ancak Türk Dışişleri Bakanı, iki lider arasındaki görüşmenin öne çekildiğini ve Ağustos ayında Rusya’da bir araya gelebileceklerini söyledi. “Interfax haber ajansı Türk Dışişleri Bakanı’na atfen Rusya Devlet Başkanı Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ağustos ayında Soçi’de görüşebileceklerini bildirdi. Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı, Suriye konusunda Rus ve Türk orduları arasında temas kurulmasını umut ediyoruz.dedi. [02.07.2016 el-Arabiya]

E-“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türk mevkidaşı ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Türkiye’ye yönelik turizm kısıtlamalarının kaldırılması talimatını verdi ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin normalleştirilmesini emretti. Putin, Başbakan Dimitri Medvedev’den normalleştirmenin temelini oluşturacak gerekli yasal düzenlemeler ile ilgili çalışma başlatmasını istedi.” [11.07.2016 Russia Today]

2- Açıklamalardaki tutarsızlığa gelince:

A- 04 Temmuz 2016’da Türk Dışişleri Bakanı, ülkesinin, Suriyedeki teröristleribombalamak için Adana İncirlik Hava Üssü’nü Rusyaya açabileceğinisöyledi. Ardından bu açıklamasını yalanladı. “Rus uçaklarının İncirlik Hava Üssü’nü kullanıp kullanamayacağını sorduğumda, Türk Dışişleri Bakanı Rus uçaklarının Üssü kullanması ile ilgili ben bir şey demedim.diye konuştu. [04.07.2016 el-Cezire]

B- “Başbakan Bin Ali Yıldırım, ülkesinin, Rusya’nın düşen Su-24 Rus savaş uçağından doğan zararı karşılamaya hazır olduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Rus mevkidaşı Vladimir Putin’den olaydan dolayı özür diledi ve Rus-Türk ilişkilerinin eskisi gibi olması çağrısında bulundu.” [06.28.2016 el-Ğad] Sonra da gazetecilerin sorularını yanıtlarken “Rusya’ya tazminat ödenmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Medya, Yıldırım’ın Rusyaya tazminat ödenmesi söz konusu değildediğini aktardı. Başbakan Binali Yıldırım TRT Haber’in yayınında Gerekirse tazminat vereceğimizi, ilişkilerin normale dönmesini arzu ettiğimizi ifade ediyoruz.demişti. [28.06.2016 BBC] Sonra tazminat anlamına gelen bir ifade kullanmıştı. Kemer Belediye Başkanı, geçtiğimiz Cuma günü Rusyanın Antalya konsolosuyla görüşmesi sırasında düşürülen Rus pilotun ailesine ev verilmesi teklif etti.[01.07.2016 Russia Today]

İkincisi: Bütün bunlar gözden geçirildiğinde arkasındaki etken anlaşılabilir... Bu acelecilik ve tutarsızlık, bu inisiyatifin yerel bir inisiyatif olmadığını gösterir. Aksi takdirde tuhaf ve garip bir hızda çelişkiden çelişkiye düşülmezdi. Dolayısıyla acelecilik ve tutarsızlık, dışsal bir faktörün olduğunu göstermektedir. Efendinin hayati çıkarı gerçekleştirilmek zorundadır... Peki, kim bu efendi? Ve bu çıkar nedir? Tabii ki efendi, Amerika’dır ve çıkar da Suriye rejimi ile laik çözüme ulaşmaktır. Bunun kanıtları şunlardır:

1- Amerika, Suriye rejimini desteklemek için elinden geleni yaptı. Laiklik temelinde ortak bir yönetim oluşturmak için İran, Hizbi İran ve milisler yoluyla devrimcileri rejim ile görüşmeye boyun eğdirmeye çalıştı, ancak başarılı olamadı... Sonra devrimcileri zorlamak için Rusya’nın füze, hava saldırıları ve savaş gemilerini kullandı, yine başarılı olamadı. Bu kez Suudi Arabistan üzerinden bazı silahlı grupları müzakere heyetine dâhil ederek görüşmelere zorladı, ancak bu girişim de başarısız oldu... Dolayısıyla şimdi Amerika, bu kuklaların başaramadığını Türkiye’nin başaracağını düşünüyor.

2- Türk-Rus mutabakatının en önemli başlığı, Suriye krizidir. Taraflar, yeni görüşme ve temaslarında Suriye krizine ilişkin çözüme vurgu yaptılar. “Terörist grupların” tanımlanması konusunda görüş ayrılığı olmadığını açıkladılar. 1 Temmuz 2016’da Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un Soçi’de Türk Dışişleri Bakanı ile yaptığı görüşmede iki ülke arasında sağlanan en önemli mutabakat, Suriye krizi ve terörle mücadeledir. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriyede kimin terörist sayılacağı, kimin sayılmayacağı konusunda Moskova ile Ankara arasında görüş ayrılığı olduğunu yalanladı ve terörizme karşı somut ortak çalışmalara başlayacaklarını duyurdu.[01.07.2016 Russia Today]“Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rus-Türk ilişkilerinin normalleşmesinin ardından Suriye krizinin çözümünde Ankara ile daha açık diyalog yürütülmesini umut ettiğini ifade etti. Russia Today televizyonu Lavrov’dan, Süreç, bize Suriye krizinin çözümünde daha etkili ortak yollar aramada yardımcı olacak...dediğini aktardı. “Geçtiğimiz ay sonlarında Türk mevkidaşı Mevlut Çavuşoğlu ile yaptığı samimi görüşmeye vurgu yapan Lavrov, BM Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Suriye Destek Grubu kararlarının yerine getirilmesi konusunda daha açık bir biçimde anlaşmaya varmak için çalışacağızdiye ekledi. [12.07.2016 en-Nebe el-Arab]

3- Son derece dikkat çeken bu açıklamalar, köhnemişliğin hangi boyutlarda olduğunu gösterir. Türk hükümeti, Suriye rejimi dâhil olmak üzere dostlar halkasını genişleteceğini açıkladı. Başbakan Bin Ali Yıldırım, Suriyenin normalleşmesi mümkündür, ama bunun için herkesin gerekli fedakârlığı yapması lazımdedi. Yıldırım Stratejik ortaklar, koalisyon ortakları da kanayan Suriye yarasını sarmak durumundadır. Türkiye’nin itibarını yükseltmek için çevremizdeki barış çemberini güçlendiriyor, dostluk halkasını genişletiyoruz. Rusyadan İsraile Mısırdan Suriyeye Iraktan İrana AB ülkelerinden ABDye biz herkesle barışçı, dostane, gerçekçi ilişkilerimizi geliştirme azmindeyiz. Bunu sürdüreceğizaçıklamasında bulundu.” [05.07.2016 el-Cezire] İlk yapılan açıklamalar flu idi. Peşi sıra 13 Temmuz 2016’da Suriye rejimi ile normalleşme konusunda daha açık ifadeler kullanıldı. 13 Temmuz 2016 tarihli Zamanarabic sitesine göre Türkiye Başbakanı Bin Ali Yıldırım, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşeceğinisöyledi. Reuters ve el-Arabiya gibi medya organları da bu haberi aktardı...

Üçüncüsü: Amerika, şuan Türkiye’den yeniden Cenevre masasına ve barışçıl çözüme dönmek üzere Suriye muhalefetine güçlü bir şekilde baskı yapmasını istiyor. Muhalifleri Suriye’de “hasmane faaliyetlerin” durdurulması konusundaki 27 Şubat 2016 tarihli Rus-Amerikan ateşkesine dâhil etmeye çalışıyor. Türk-Rus işbirliği yapıldığını lanse ederek müzakere sürecine katılmayan Suriye muhalefetinden vazgeçebileceğinin mesajını veriyor. Rus Dışişleri Bakanı Suriye konusunda Rus ve Türk orduları arasında temas kurulmasını umut ediyoruz.dedi. [02.07.2016 el-Arabiya] Artık Türkiye, kendisi de terörist saldırılara maruz kaldığı için Rusya’nın Suriye müdahalesine karşı değil. Suriye muhalefeti, Amerika, Rusya ve Türkiye’nin istediği şekilde “terörist gruplarla” mücadele faaliyetlerine katılmak zorundadır. Türkiye’nin Suriye muhalefetine yönelik bu tehdidi, hâlâ Türkiye’den medet uman, Erdoğan’ın ikinci bir Hama’ya izin vermeyeceğine inanan ve hâlâ Türkiye ile ilişkileri olan muhaliflerin bir kısmını etkileyecektir. Dolayısıyla Amerika, bu grupların rejimle müzakerelere tutuşacağını umut ediyor. IŞİD’le mücadele bahanesiyle Türkiye’nin politik baskı araçlarından askeri operasyonlara intikali olasıdır. IŞİD’i diğer silahlı gruplardan ayırmak ve seçmek olanaksızdır. Yani muhalifleri bombalayan Rusya da aynı bahaneyi kullanmaktadır! Rusya Dışişleri Bakanı’nın Türk ve Rus orduları arasında temas olduğuna dair açıklaması bu olasılığı gösterir...

Dördüncüsü: Obama, selefi demokrat partili Clinton’un izinden gidiyor. Clinton, iktidarının son yıllarında Filistin sorununun çözümü için Yahudiler ile FKÖ arasında bir görüşme planlamıştı. Başarılı oldu da. Ebu Ammar ile Ehud Barack bir görüşme yapmıştı... Şimdi de yönetiminin son günlerinde tarihe geçmek isteyen Obama, çözüm için muhaliflerle rejimi aynı masada toplamaya çalışıyor. Clinton ile Obama girişimi arasındaki fark şudur: Clinton’un çabaları ajanlar tarafından biliniyordu. Obama ise ajan ve kuklalar üzerinden çalışıyor. Ajanların arkasına saklanıyor! Obama döneminde Amerika, daha çok kuklalar üzerinden hareket etti. İran ve onun Şii yandaşları, Rusya ve ABD, Suriye çıkmazındadır. İşte bu nedenden ötürü Amerika, Erdoğan’a Rusya ile uzlaşma talimatını verdi. Böylelikle Rusya’ya cesaret aşılanıyor, devrimcileri rejimle müzakereye zorlamak için bombalanmalarını kolaylaştırıyor.

Beşincisi: Buna göre Türkiye’nin Rusya mutabakatı, Suriye’de gerilimi artıran eylemlerden vazgeçmesi ve Esed rejimiyle müzakerelere açık olması, Suriye koşullarına ilişkin acil Amerikan politikasına uygulamaktan başka bir şey değildir. İran ve Rusya’nın Suriye müdahalesi çıkmaza girdi. Bu yüzden Amerika, Suriye’deki nüfuzunu korumak ve Suriye devriminin İslam şiarını ortadan kaldırmak için Rusya ve İran yanı sıra Türkiye’yi de sahaya sürmektedir. Erdoğan ve rejiminin büyüsüne kapılanlar, Türk rejiminin bu alçakça ihanetini, Halep, çevresi ve Suriye’nin diğer kentlerini bombardımana tutan Rusya ile işbirliğini görüp Erdoğan’dan uzak durmalıdırlar. Hem kâfir Amerikalılar hem de onların destekçileri Türk yöneticilerin komplolarından yüz çevirmelidirler. Türk yöneticileri, devrim, Hama, Halep, saldırgan Rusya ve diğer ülkeler ile ilgili çokça aldatıcı ve sahtekâr açıklamalar yaptılar... Sonra bu açıklamalar toz olup gitti ve sahibi aleyhine döndüler! Sadece bu mu ki, aksine Mescidi Aksa ve mübarek toprakları gasp eden Yahudiler ile dostane ilişkiler kurdular:

“Ankara / Kudüs, Reuters- Türkiye, altı yıldır kopuk olan ilişkileri yeniden onarmak için Salı günü İsrail ile geniş çaplı bir anlaşma imzaladı... İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler, 2010 Mayıs’ta Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi’ne yardım taşıyan bir gemiye İsrail deniz komandoları tarafından düzenlenen operasyonun ardından kopmuştu. Operasyon sonrasında onlarca aktivist hayatını kaybetmişti. Anlaşmaya göre Gazze Şeridi’ne uygulanan deniz ablukası devam edecek. Türkiye, insani yardımların İsrail limanları üzerinden Gazze Şeridi’ne erişimine ilişkin güvence alırken ablukanın da kaldırılmasını istiyor.

2010 yılında Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıdan ötürü özür dileyen İsrail, ölenlerin ailelerine ve yaralılara 20 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etti. Anlaşma ayrıca Türk parlamentosunun saldırıda yer alan İsrail askerlerini cezadan muaf tutan bir yasa çıkarmasını öngörüyor.” [28.06.2016 Reuters] Yahudilerin şartlarına göre anlaşma oldu ve Gazze ablukası kalkmadı. Türkiye ise ablukanın kalkmasını şart koşuyordu. Türkiye, Filistinlilerin gözlerini boyamak için Gazze’ye yardım TIR’ları göndermeyi kabul etti. Yahudilerin kontrolü altındaki Ashdod limanı üzerinden yardımlar ulaşacak, sonra Kerem Ebu Salim sınır kapısı üzerinden kamyonlarla Gazze’ye taşınacak!

Böylece Filistin ve Mescidi Aksa’nın gaspçısı Yahudi varlığı, ablukanın kalkması için yalvaran Türkiye’nin bu yakarışına rağmen abluka kalkmadan Erdoğan ve rejimi ile yeniden dostluk kurabilmiştir. Dahası anlaşma, tazminat karşılığında Mavi Marmara yolcularını öldüren Yahudi askerlerini cezadan muaf tutan bir yasayı Türk parlamentosunun onaylamasını öngörüyor!

Binaenaleyh Türkiye gece gündüz Suriye’yi bombalayan Rusya ile “Suriye’de terörle mücadele” için işbirliği yapıyor ve aralarındaki görüşme “çok samimi bir atmosferde” geçiyor. Daha da önemlisi Rusya Dışişleri Bakanı Suriye konusunda Rus ve Türk orduları arasında temas kurulmasınıtalep ediyor. Son olarak bir ajan, günah işlemekten asla vazgeçmeyecektir. Ya da Doğu veya Batının ajanları, kuklaları ve Şii yandaşları Filistin veya Suriye’yi kurtarmayacaktır. Biz bunu biliyoruz, zaten bunun için de söylemiyoruz. Aksine biz:

مَعْذِرَةً إِلَى رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَRabbinize mazeret beyan edelim diye bir de sakınırlar ümidiyle.[Araf 164] söylüyoruz. Hatırlatma ve öğüt olsun diye söylüyoruz.

لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌŞüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.[Kâf 37]  Filistin ya da Suriye’nin kurtuluşu, şu kimseler tarafından olacaktır:

رِجَالٌ لَا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ  Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allahı anmaktan alıkoyamadığı insanlardır.[Nur 37] Allah’ın izniyle elbette bu, olacaktır. وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُ بَعْدَ حِينٍOnun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok iyi öğreneceksiniz.[Sad 88]

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER