Pazar, 11 Şevval 1447 | 2026/03/29
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
İran, Amerika ve Yahudi Varlığıyla Karşı Karşıya

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

İran, Amerika ve Yahudi Varlığıyla Karşı Karşıya

Yeni Orta Doğu Projesi ve Velayet-i Fakih Projesi Gibi İki Küresel Proje Arasında Kader Belirleyici Bir Savaş

 

Haber:

Amerika ve Yahudi varlığı ile İran arasındaki savaş 28 Şubat 2026’da büyük bir saldırıyla patlak verdi ve ardından İran’ın gücü ve füze kapasitesi konusunda saldırganların beklemediği şeyler ortaya çıktı; zira İran, Yahudi varlığına, bölgedeki Amerikan üslerine ve uçak gemilerine güçlü bir şekilde karşılık verdi. Şimdiye kadar İran’ın artan bir üstünlüğü ortaya çıkmıştır; zira Hürmüz Boğazı üzerinde nüfuzunu dayatmış olup daha fazlasıyla tehdit etmektedir. Nitekim dünya genelinde Amerika’nın ve onun beslemesinin acizliği ve içine düştükleri durum konusunda bir kanaat yayılmıştır. Amerika ise bölgedeki nüfuzunu ve uluslararası konumunu koruma kaygısıyla, savaşı durdurmak için tarihî müttefiklerinden, hatta rakiplerinden bile yardım istemektedir.

Yorum:

Trump’ın artık hiç kimseye gizli olmayan böbürlenmeleri ve yalanlarına ve bu savaşta İran’da yaşanan öldürme ve yıkıma rağmen, şu ana kadar yaşananlar İran’ın lehinedir. Bu da dünyanın en güçlü devleti olan Amerika’nın ve onunla birlikte uçaklarıyla bölgede ve çevresinde dolaşıp askerleriyle gezen, öldüren, yıkan ve istediğini yapan Yahudi ordusunun, hedeflerinden herhangi birini gerçekleştirmede başarısız olduklarını göstermektedir. Hatta Yahudi varlığının güvenliği artık geçmişte kalmış ve varlığı da tartışma konusu olmuştur. Ayrıca Amerika’nın nüfuzu azalmakta olup Hürmüz Boğazı bu konuda bölgede ve dünyada önemli bir başlıktır. Hatta İran, Bab el-Mendeb Boğazı’na politikasını dayatırsa bu azalma daha da artacaktır. Savaş bu şekilde devam ederse, ABD’nin müttefikleri ve dostları ona karşı serzenişlerini artıracak ve bu da onun uluslararası itibarını sarsacaktır.

Amerika, bu savaşa girmeden önce, Trump’ın başlattığı tüm meselelerde başarısızlığa uğraması nedeniyle ciddi bir çıkmaza girmiş ve İran’ın inatçılığı ve Amerika ve Yahudi varlığının, bölgede münhasırın Amerikan hegemonyasını öngören yeni Orta Doğu adlı projesine karşı çıkması nedeniyle, Amerika’nın bölgeye yönelik stratejisi tıkanmıştı. Onun yenisi, bu hegemonyanın köleliğe yakın bir imparatorluk olacağı ve burada Yahudi varlığının, Amerika'nın emriyle bölgenin polisi ve yöneticisi olacağıydı. İran’ın bu projeye karşı gösterdiği inatçılık, ne pahasına olursa olsun belirleyici olmuştur; zira İran, bu projenin kendisini bir tabi devlet haline getireceğinin yanı sıra son yarım yüzyıldır hazırladığı Velayet-i Fakihfikrinden kaynaklanan bir “İslam” hükümetinin otoritesini yayma yönündeki siyasi projesini de ortadan kaldıracağını bilmektedir. Bu yüzden askeri cephaneliğini inşa etmekte ve uzak yakın çevresinde nüfuzunu genişletmektedir. Bu nedenle Amerika'nın çıkarlarını korumak ve politikalarını uygulamak pahasına bile olsa, yeteneklerini artırmak için her fırsattan yararlanmaktadır.

Bu nedenle İran, Trump'ın hayata geçirme çalışmalarına başladığı 2018 yılından bu yana Amerika'nın projesine şiddetle karşı çıkmaktadır. Dolayısıyla hizmet ilişkisini sürdürmek ve masa altından çıkarlarını korumak konusunda Amerika'yı ikna etmeye çalışmaktadır. Bu ise Amerika tarafından pek çok nedenden ötürü reddedilmiştir ki bu nedenlerden biri de, on yıllardır boyun eğdirilemeyen ve kontrol altına alınamayan siyasi İslam’ın yayılmasıdır. Hatta bu durum artık Amerika’nın nüfuzu için, her an patlak verebilecek bir tehdit oluşturmaya başlamıştır. ABD ile İran arasındaki stratejik anlaşmazlık 2018 yılında başlamış ve ne kadar ertelenirse ertelensin çözülemeyecek bir çatışmaya dönüşmüştü; zira bu, ABD’nin yeni Ortadoğu projesi ile İran’ın Velayet-i Fakih projesi gibi iki kader belirleyici proje arasındaki bir çatışmadır. Bu yüzden tarafların hiçbirinin hedeflerinden hiçbir ödün vermediği bir savaş patlak vermiştir. Ancak tarihi bir kırılmanın ardından bölgedeki düzen, ardından da uluslararası durum ve dünya düzeni galip gelenin lehine değişecektir.

-Allah korusun- eğer Amerika ve onun beslemesi galip gelirse, büyük olasılıkla yeni Ortadoğu projesi dayatılacak, Müslümanlara karşı şiddetli ve kin dolu bir savaş başlatılacak ve Batı ile tüm kâfirlerin rızasıyla, Yahudi varlığı tarafından Müslümanlara karşı şirk, ahlaksızlık ve cehalet stratejileri uygulanacaktır. Bu da Amerika için, Çin ve Rus rakiplerine karşı üstünlüğünü geri kazanma ve pekiştirme fırsatı olacaktır.

Eğer savaş bir aydır sürdüğü gibi devam ederse, ABD’nin bölgedeki hakimiyetinin zayıflaması ve etkisinin kademeli olarak azalması beklenmektedir; bu da boyutları, potansiyelleri ve bölgenin jeopolitik özellikleri sayesinde onları büyük devletler safına yükselmeye uygun hale getirecek İran ve Türkiye’nin lehine olacaktır. Yahudi varlığının kaderi ise zayıflama, umutsuzluk ve ardından yok olmak olacaktır. Amerika, küresel olarak bir boşluk bırakacak ve bu boşluğu da başta Rusya ve Çin olmak üzere, bu fırsatı kollayan diğer kutuplar dolduracaktır. Bölgedeki boşluğu İran ve Türkiye dolduruyor; aralarında ne tür bir işbirliği ya da çekişme olduğunu ise ancak Allah bilir. Küresel boşluğu ise Çin ve Rusya doldurmaktadır.

Yukarıda belirtilenlere göre bu savaş, kader belirleyici ve varoluşsal bir savaştır. Zira İran ve Amerika için kader belirleyici, Yahudi varlığı için ise varoluşsal bir savaştır. Dolayısıyla bu, bölge ve Müslümanlar için hayati bir önem taşımaktadır. İslam'ın ve Müslümanların maslahatı, şüphesiz Amerika ve Yahudilerin yenilgisi, Batı'nın nüfuzunun gerilemesi ve Müslüman ülkelerden tamamen sökülüp atılmasında yatmaktadır. Ancak bu durumda yeni ortaya çıkan durum, bazı endişe ve uyarıları beraberinde getirecektir; zira İran ve Türkiye gibi rejimler, Müslümanlar için güvenli bir ortam oluşturmadığı gibi İslam’ın arzuladığı bir durumda da değillerdir. Rusya ve Çin de Batı ülkeleri gibi İslam’a karşı savaşıyor olsa da, bu ülkelerin oluşturduğu tehlike, İslam dünyasının kalbinde yer alan Yahudi varlığından çok daha azdır; zira Amerika ve Batı ülkeleri, Müslüman ülkeleri, onların güçlü ve zayıf yanlarını çok iyi bilmekte, Müslüman ülkelerde ve toplumlarında kök salmış durumdadırlar; hatta Müslüman ülkelerde sayısız ajanları, siyasi, bilimsel, kültürel, medyatik ve askeri kurumları ile sayısız örgütleri bulunmaktadır.

Son olarak üç noktaya değinmek istiyorum:

Birincisi: Bir Müslümanın, bizim bu savaşla hiçbir ilgimiz yok diyerek bunun zalimler arasındaki bir savaş olduğu ve her birinin kan dökme, kutsalları ihlal etme ve suç işleme konusunda bir geçmişi olduğu bahanesi uydurması caiz değildir. Çünkü bu, Müslümanlar ile saldırgan kâfirler arasındaki bir savaştır. Zira kâfirler galip gelirse, bunun Müslümanlar için felaketle sonuçlanacağı açığa çıkmıştır. Daha önce de belirtildiği gibi İran'ın kazanması, tüm Müslümanlar için olumlu olacaktır. Aklı başında veya siyasi bakış sahibi hiçbir Müslüman, bunun bizi ilgilendirmediğini söyleyemez.

İkincisi: Bu, savaşların sonuçlarının, hazırlıkları ve gidişatı hakkında ne kadar bilgili olursa olsun, insanlardan hiçbirinin elinde olmadığına dair bir uyarıdır. Zira gidişatlar değişmekte olup sonuçlar yalnızca Allah Subhanehu'nun elinde ve O’nun ilmindedir. Bu nedenle Müslümanların, zaferin sebeplerini artırmak için çağrıda bulunması ve çalışması gerekir.

Üçüncüsü: Ümmeti kurtarmayı ve İslam’ın otoritesini yeniden tesis etmeyi arzulayan herkes, bu savaşın yol açabileceği sonuçları göz önünde bulundurması gerekir; bunun için de Müslümanların çıkarlarına hizmet edecek, onların zaferini ve kâfirlerin yenilgisini sağlayacak ve Müslümanlar arasında işbirliğine ve vahdete teşvik edecek bir strateji ve planlar geliştirmesi gerekir. Bu da kâfirlerin zaferi gibi zararlı sonuçları önlemek ve düşmanların, örneğin Sünniler ile Şiiler arasında ya da Türkiye ile İran arasında çatışmalar çıkarma planlarını boşa çıkarmak içindir. Siyasi amel işte böyle olmalıdır.

وَقَاتِلُواْ الْمُشْرِكِينَ كَآفَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَآفَّةً وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللهَ مَعَ الْمُتَّقِينَ

Müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekûn savaşın ve bilin ki Allah (kötülükten) sakınanlarla beraberdir.” [Tevbe 36]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Mahmud Abdulhâdi

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER