- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Trump'ın İran'daki “Ezici” Galibiyeti, Ruveybida Yöneticilerin Mazeretlerini Ortaya Çıkarıyor
Haber:
Trump Perşembe günü, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü askeri operasyonun belirlenen takvimin çok ilerisinde olduğunu söyledi. Savaşın başlamasından bu yana 28 Şubat'ta yapılan ilk kabine toplantısı sırasında şunları ekledi: “Görevimizin dört ila altı hafta süreceğini bekliyorduk ama sadece 26 gün sonra, belirlenen takvimin çok ama çok ilerisindeyiz.” İran'a atıfta bulunarak, “Anlaşma için yalvaranlar onlar, ben değilim” diye vurguladı. İran'ın ateşkes hayalini kurduğu eklemesinde de bulundu.
İranlı yetkililer, ABD ile herhangi bir müzakere yürütüldüğünü reddederek, “Bu müzakereler hiç olmadı ve şu anda da yok” iddiasında bulundular.
Özel Temsilci Steven Witkoff, İran ile bir anlaşmaya varılabileceğine dair “ciddi işaretler” olduğunu belirtti. Witkoff 'a göre, Washington 15 maddelik bir planı Pakistan üzerinden Tahran'a iletti. (Ajanslar)
Yorum:
Bu ABD Kabine toplantısı, Amerika’nın acziyetinin bir kanıtından başka bir şey değildir; aslında bizler, dünyanın lideri olan büyük bir gücün, bir İslam beldesine yaptığı askeri müdahalenin esiri olarak kendini bir çıkmazın içinde bulmasıyla karşı karşıyayız.
Trump'ın bu toplantıda yaptığı neredeyse tüm açıklamalar, mevcut durum karşısında ne kadar aciz ve şaşkın olduğunu ortaya koymaktadır.
Trump'ın İran'ın ateşkes talep ettiği yönündeki ilk açıklamalarının ardından İran Devrim Muhafızları yetkilileri bu iddiaları yalanlayarak, ABD başkanının kendi kendisiyle müzakere ettiğini söylediler.
Bu toplantıda, ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Trump'ın açıklamalarını çürüttü. Zira “İran ateşkes için yalvarıyor” ile “İran ile bir anlaşmaya varılabileceğine dair ciddi işaretler var” ifadeleri arasında büyük bir uçurum olduğu üzerinde hemfikir olundu.
Ardından Trump, NATO üyelerine hitap ederken, konuşma metninin sayfalarını gergin bir şekilde çevirerek şöyle dedi: “Bu yüzden NATO’ya karşı büyük bir hayal kırıklığı hissediyorum. Çünkü bu onun için gerçek bir sınavdı. Bize yardımcı olabilirsiniz. Bunu yapmak zorunda değilsiniz, eğer bunu yapmazsanız unutmayacağız. Bunu birkaç ay sonra hatırlayacaksınız. Sözlerimi iyi hatırlayın.”
Şu soru akla geliyor: İran'da ezici bir zafer gerçekleştirdiyseniz, neden bu tehditlerle başa çıkmak için NATO ittifakından yardım dileniyorsunuz?! Herhangi bir kazanan tarafın başkalarının son aşamalara katılmasına izin vermeyeceği herkes için açıktır; çünkü bu, onları zaten garanti olduğu varsayılan bir zaferin meyvelerini paylaşmaya zorlayacaktır.
"Özel operasyonun belirlenen zamandan önce başarıya ulaşması" ifadesine gelince; Trump’ın dostu olan Rusya Devlet Başkanı Putin’den de benzer açıklamaları defalarca işitmiştik; zira onun temsilcileri de Rus ordusunun Ukrayna’daki ilerleyişine ilişkin benzer açıklamalarda bulunmuşlardı.
Bugün, Amerikan askeri makinesinin planlanandan önce İran bataklığına saplandığını güvenle söyleyebiliriz.
Burada, İslam beldelerindeki Ruveybida yöneticilerden çıkarılan dersleri ayrı bir şekilde zikretmemiz gerekir; zira onlar halklarını, ülkelerinin dış politikalarında hatta iç politikalarında bile Amerika’ya tam anlamıyla boyun eğmekten başka bir seçenek olmadığına ikna etmektedirler.
On yıllardır Amerika’nın Orta Doğu, Irak, Afganistan, Lübnan ve Suriye’deki çıkarlarını gerçekleştirmesine yardımcı olan İran rejimi, ABD’nin artık ona ihtiyaç duymadığını hissettiğinde tarihin çöplüğüne atılmıştır.
İran yönetiminin Ruveybidaları gibi sizlerin de efendilerinize sağladığınız faydalar tükendiği anda değiştirileceksiniz.
İran liderliği tek örnek değildir. Zira Pakistan’da da, ABD’nin iki ajanı olan Nevaz Şerif ve Pervez Müşerref, yıllarca ABD’nin sevgisini kazanmak için birbiriyle çatışmıştı. Mısır'da ise, Mısır ordusunun komutanları, Hüsnü Mübarek'in varlığı ABD'nin çıkarları için bir tehdit haline geldiğinde, ABD'nin emriyle ona ihanet ettiler.
Beşar Esad, Amerika ile uzun süreli işbirliğine rağmen, zamanını Rusya'da geçirmektedir. Bugün Ahmed Şara da, Suriye’de ABD’nin çıkarlarının yeni koruyucusu haline gelmiş ve Esad ailesinden hiçbir ders çıkarmamıştır.
Unutmayın ki İslam ümmeti, ne kadar onun çıkarlarının ve Filistin halkının yanında olduğunuzu söylerseniz söyleyin, ne kadar camilerde Kuran'ı güzelce okursanız okuyun ve ne kadar toplantılarınızda ayetleri ve hadisleri alıntılarsanız alıntılayın, sizin ihanetinizin farkındadır.
Buna ek olarak bugün İran’da yaşananlar, Müslümanların başındaki Ruveybida yöneticilerin, İslam ümmetinin İslam’a göre yönetilemeyeceği ve Amerika’nın baskılarına karşı koyamayacağı yönündeki eski mazeretlerini ortaya koymaktadır.
İran rejiminin, İslami olmadığı, aksine otoriter bir rejim olduğu açıktır; nitekim Amerika'yı razı etme politikasından ayrılmış ve ona bağımlı kalmanın tehlikesini fark eder etmez gerçek bir direniş sergilemeye başlamıştır. Sonuç olarak bugün Amerika, NATO müttefiklerine yardım talebi için adeta yalvardığı gibi müzakere sürecine girmeleri için İran liderliğine de yalvarmaktadır.
İran da dahil olmak üzere Orta Doğu'daki askeri açıdan en güçlü 10 Müslüman ülkesini dikkate alırsak, İran'ın gücünün, insan gücünün dörtte birini, askeri bütçe harcamaları açısından %6'sını ve uçak sayısı açısından ise onda birini aşmadığını göreceğiz.
Böylece ABD’nin İran’a yönelik saldırısı, Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın yöneticilerinin ABD’nin kontrolünden ayrılıp İslam’ı tam anlamıyla uygulamaya başlarlarsa hayatta kalamayacakları şeklindeki mazeretin sahte olduğunu ortaya koymaktadır.
Bugün İran'da yaşananlar, o ülkenin Müslümanları açısından bir trajedi olsa da, önemli gerçekleri ortaya çıkarmıştır; bu gerçekleri anlamadan Müslüman ülkelerde Allah'ın dininin ikame edilmesi mümkün değildir. إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَى “Şüphesiz bunda, (Allah’tan) korkan kimse için (alınacak) büyük bir ibret vardır.” [Naziat 26]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Fazıl Hamzaev - Ukrayna



