- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Ürdün ve Halkının Çıkarları, Rejimin Çıkarlarından Başkadır
Haber:
1- Ürdün Kralı, Kraliyet Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nı ziyaret etti ve vatanın hava sahasını koruma konusundaki profesyonelliklerini takdir etti. (Kermalkom)
2- Ürdün Hükümeti Sözcüsü ve İletişim Bakanı, Ürdün'ün bölgesel olayları son derece yetkin ve becerikli bir şekilde ele aldığını, güvenlik ve askeri kurumların profesyonelliği ile hikmetli liderlik ve sürekli olarak alınan cesur kararların gölgesinde bunu başardığını söyledi. Bizim amacımız, Ürdün’ün ulusal güvenliğini, Ürdün’ün güvenliğine ve istikrarına zarar vermeye yönelik her türlü tehdit veya saldırıdan korumaktır. (Khaberni)
Yorum:
Ürdün rejimi, Gazze’ye karşı savaşından önce ve savaş sırasında Yahudi varlığına yiyecek ve su sağlayarak ülkeyi onun önüne açmakla ve enerji, su ve diğer dosyaları kendi kararına ipotek etmekle yetinmemiş; Amerika'ya askeri üsler vermek ve onun askerlerine hesap sorulmasını engellemekle yetinmemiş, Yahudi varlığına yönelik roket saldırılarına karşı koyup gaspçı Yahudi varlığını savunarak Müslümanların duygularına doğrudan meydan okumakla da yetinmemiş, şimdi de gelmiş bu açıklamalarla, gerçekleri çarpıtmaya çalışmaktadır. Oysa bu rejimin, Yahudileri korumak ve İslam’a ve ehline kin besleyen kâfir Batı’ya hizmet etmek için var olan işlevsel bir varlıktan başka bir şey olmadığı artık Müslümanların geneli tarafından bilinmektedir.
Ürdün rejiminin çıkarları, Ürdün halkının çıkarlarıyla çelişmektedir; zira her ikisi birbirine zıt yönlere doğru ilerlemektedir. Bu nedenle rejimin hedeflerini ve takip ettiği planları, düşmanlarına dayanarak halkını ezmeye çalıştığını, halkını korkutmak için güvenlik güçlerini kullandığını ve doğru bir akideye sahip olmakla birlikte yönetim otoritesine sahip olmasının yanı sıra güç ve kuvvet ehline de sahip olan kadim bir ümmetin parçası olarak halkın sahip olduğu güç kaynaklarını unuttuğunu anlamak gerekir.
Bir yandan ülkelerimizdeki yönetim sistemlerinin sömürgeci kafir Batı'ya bağlı ve Müslümanlara düşman olduğu, Amerika ve Avrupa'nın Müslümanlara karşı ne kadar şiddetli bir düşmanlık ve kin beslediği ve onların aracı olan Yahudi varlığının ne kadar vahşi olduğu artık hiç kimse için gizli olmadığından dolayı bunları hatırlatmaya gerek yoktur.
Öte yandan ise en önemlisi Ürdün, halkı ve servetiyle ilgili birçok riskler de vardır; zira rejim kurulduğu günden bu yana ülkeyi, insanları, orduyu ve güvenliği, sömürgeci kafir Batı’nın projeleri ile Yahudi varlığını güçlendirme ve ona güç nedenleri sağlama projelerinin hizmetine sunmuştur. Ürdün halkının tamamı için gün gibi ortada olan rejimin görevi işte budur; çünkü rejim, Filistin, İran ve diğer yerlerdeki Müslümanlara karşı savaşlarında ve suçlarında Yahudilerin yanında dururken, Ürdün'ün evlatlarını Yahudi varlığına karşı kahramanca operasyonlardan uzaklaştırıp bu varlığa zarar vermeye çalışan herkese asılsız suçlamalar uydurduğu gibi Ürdün'ün evlatlarını, ümmetin İslam akidesine olan aidiyetiyle bağlantılı onurlu duruşlardan da mahrum bırakmıştır. Bu da Ürdün halkı için, durumun olduğu gibi kalmasının daha kötüsünün habercisi olduğunu, Ürdün'ün ve kaynaklarının Amerika ile Yahudi varlığının kontrolü altına gireceğini ve eğer bu durum ve Yahudi varlığı, Amerika ve rejimden gelecek tehlike giderilmezse durumun akıbetini teyit etmektedir.
Ey Ürdün halkı: Ürdün’ün ve halkının akıbeti, Amerika ve Avrupa ile Yahudi varlığı tarafından maruz kaldığı riskler ve Filistin meselesinin tasfiyesi hakkında siyasi ve halk ortamlarında kapalı kapılar ardındaki fısıltılara ve bunların sesinin yavaş yavaş yükselmesine rağmen ve ülkenin her geçen gün daha da kötüye giden ekonomik krizlerine ve borç yüküne ve buna karşılık rejimin borazanlarının, medya organlarının, milletvekillerinin, ileri gelenlerinin ve çıkar sahiplerinin, rejimin kötü uygulamalarını överek genel atmosfer üzerinde bir korku ve despotluk havası yaymalarına rağmen Ürdün halkı, açıkça görülen zayıflığına rağmen, kendilerini rejimin kontrolü, terörü ve despotizminden çıkarıp köklü bir kurtuluşa götürecek pratik bir çözümü benimseyen birini bulamamaktadır.
Ey Ürdün halkı; sömürgeci kâfir ve artık hepinizin yakından tanıdığı yöneticilerden oluşan uşaklarının kurduğu tuzak, komplo ve fitne çemberinden, ancak köklü bir kimliği olan devletinize geri dönmek için çalışarak çıkabilirsiniz; bu devlet ise, kesinlikle sizin izzetiniz olduğu gibi merkezinizi koruyacak ve düşmanlarınızı kovacak olan Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet Devleti'dir; o halde yöneticilerinizin iftiraları ve yalan dolu konuşmaları sakın sizi aldatmasın.
لا تَجِدُ قَوْماً يُؤْمِنُونَ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءَهُمْ أَوْ أَبْنَاءَهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ “Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Rasulü’ne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin.” [Mücadele 22]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Abdulilah Muhammed – Ürdün



