Çarşamba, 28 Şevval 1447 | 2026/04/15
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Müslüman Orduları, Ülkeleri İhlal Edilirken Sadece Eğitim ve Konuşmak İçin Mi Varlar?!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Müslüman Orduları, Ülkeleri İhlal Edilirken Sadece Eğitim ve Konuşmak İçin Mi Varlar?!

 

Haber:

6 Nisan 2026'da Pakistan Silahlı Kuvvetleri Basın Kanadı şunları açıkladı; “Pakistan ve Mısır arasındaki ortak tatbikat (Ra'd-2), terörle mücadeleye yönelik ikili bir tatbikattır. Bu tatbikata Pakistan Ordusu'na bağlı özel kuvvetlerinden bir grup ile Mısır Ordusu'na bağlı özel kuvvetlerinden birimler katılmaktadır.” Pakistan ve Mısır ordularının durumu işte budur. Türkiye ve Pakistan ordularına gelince; 7 Nisan 2026 tarihinde medya kanadı, Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcısı'nın İslamabad'da Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı ile görüştüğünü duyurdu ve “İsrail", ABD ve İran arasında devam eden çatışmanın yol açtığı bölgesel deniz güvenlik ortamı ile ikili savunma işbirliğinin ele alındığı” belirtildi.

Yorum:

Sadece İslam beldelerinde değil, dünyanın en güçlü üç ordusunun da acı gerçekliği işte budur; zira onlar, tatbikatlar ve görüşmelerle yetinirken, ümmetin en büyük düşmanı olan Amerika ve onunla birlikte beslemesi Yahudi varlığı, ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde Müslüman ülkeleri yeniden şekillendirmek için askeri planlarını uygulamaya devam etmektedirler.

8 Nisan 2026'da, müzakereler hakkında konuşulurken, Trump Truth Social platformunda şu mesajı paylaşmıştır: “Tüm ABD gemileri, uçakları ve askerleri gerçek anlaşma sağlanana kadar İran'da ve çevresinde kalacaktır.” ABD, Orta Doğu'daki askeri varlığını 40 bin askerden 57 bin askere çıkardı; bu, 2003'teki Irak Savaşı'ndan bu yana bölgedeki en büyük ABD askeri konuşlandırma sürecidir; yani İran ile ateşkes hakkında konuşulurken, ABD Hava Kuvvetleri lojistik destek ve havadan yakıt ikmali operasyonlarını aralıksız sürdürmektedir; bu da operasyona hazır olduklarına ve Müslümanlara karşı gelecekteki saldırılara hazırlandıklarına işaret etmektedir.

Yahudi varlığına gelince; 9 Nisan 2026’da, “yalancı kral” olarak nitelendirilen Trump, kınama dalgasına rağmen Lübnan’a yönelik vahşi saldırılarını sürdürmesi için gerekli kılıfı hazırlamış ve şöyle demiştir: “Bibi ile konuştum, o durumu biraz hafifletecek.” Ertesi gün, yani 10 Nisan 2026'da Yahudi varlığı ABD'nin desteğini kullanarak Lübnan'a yoğun saldırılar düzenledi, güneydeki Hanaviye kasabasını hedef aldı, Ayta ash Shab'daki yerleşim bölgelerini yerle bir ettiği gibi Sur ilçesindeki el-Majadel kasabasına da saldırılar düzenlemiştir.

Ey İslam ümmeti: Eğer Allah Celle Celaluhu'nun, Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ve müminlerin düşmanlarıyla savaşmayacaklarsa, bu orduların ne faydası var Allah aşkına? Müslümanlara saldırılırken, bu ordular sadece açıklamalar ve eğitim tatbikatları mı yapacaklar?! Ordular sadece “terörle mücadele” bayrağı altında Müslümanlarla savaşmak için mi varlar? Müslüman orduları, Yahudi varlığı da dahil olmak üzere tüm Amerikan askeri gücünü bileği saran bir bilezik gibi kuşatmalarına rağmen, günahkar bir şekilde yüzüstü bırakmaya devam ediyorlar; eğer bu güçlü ordulardan biri, Müslüman ülkelerde cirit atan bu yılana karşı harekete geçseydi bu, tüm ümmetin birliğini ateşleyen bir kıvılcım olur ve Amerikalılar kendi yurtlarına geri dönmek zorunda kalırlardı.

Ey Müslüman orduları: Yöneticiler sizi düşmanla savaşmaktan alıkoyuyorlar dediğinizde sizin göreviniz, yöneticileri ortadan kaldırıp size yardım etmesi için Allah’a itaat etmeniz değil midir? Gelin Raşidi Hilafeti kurmak için Hizb-ut Tahrir'e nusret verin; zira sizleri, kâfirleri ve münafıkları geri çekilmeye zorlayacak kesin bir zafere doğru yönlendirecek olan Hilafettir. Peki neyi ve neden bekliyorsunuz? Ahiretlerini ucuz bir bedel karşılığında satan, sizleri dünyanın izzetine ve ahiretin nimetlerine nail olma fırsatından mahrum bırakan adamlara kanmayın; ister zafer, ister şehitlik olsun, bu fırsatı bir an bile olsa kaçırmayın. Zira Müslim Sahihi’nde Mesruk’tan şöyle dediğini rivayet etmiştir: Abdullah’a şu ayet hakkında sorduk: وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللهِ أَمْوَاتاً بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilâkis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.” [Al-i İmran 169] O da şöyle dedi: Bunun hakkında Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e sorduk ve o da şöyle buyurdu: أَرْوَاحُهُمْ فِي جَوْفِ طَيْرٍ خُضْرٍ، لَهَا قَنَادِيلُ مُعَلَّقَةٌ بِالْعَرْشِ، تَسْرَحُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ شَاءَتْ، ثُمَّ تَأْوِي إِلَى تِلْكَ الْقَنَادِيلِ، فَاطَّلَعَ إِلَيْهِمْ رَبُّهُمْ اطِّلَاعَةً، فَقَالَ: هَلْ تَشْتَهُونَ شَيْئاً؟ قَالُوا: أَيَّ شَيْءٍ نَشْتَهِي وَنَحْنُ نَسْرَحُ مِنْ الْجَنَّةِ حَيْثُ شِئْنَا؟ فَفَعَلَ ذَلِكَ بِهِمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ. فَلَمَّا رَأَوْا أَنَّهُمْ لَنْ يُتْرَكُوا مِنْ أَنْ يُسْأَلُوا قَالُوا: يَا رَبِّ، نُرِيدُ أَنْ تَرُدَّ أَرْوَاحَنَا فِي أَجْسَادِنَا حَتَّى نُقْتَلَ فِي سَبِيلِكَ مَرَّةً أُخْرَى. فَلَمَّا رَأَى أَنْ لَيْسَ لَهُمْ حَاجَةٌ تُرِكُوا Onların ruhları yeşil bir takım kuşların karnındadır. Onların arşa asılı kandilleri vardır. Cennette istedikleri yerde dolaşır; sonra bu kandillere inerler. Rableri onlardan öyle bir haberdar olur ki!.. Ve kendilerine: Bir şey arzu eder misiniz? diye sorar. (Onlar): (Daha) ne isteyelim, işte cennette dilediğimiz yerde dolaşıyoruz! Derler. Bunu kendilerine üç defa tekrarlar. Sorulmaktan bırakılmayacaklarını görünce: Ya Rabbi! Ruhlarımızı bedenlerimize iade buyurmanı dileriz! Ta ki senin yolunda bir kez daha öldürülelim! Derler. Ve bir hacetleri olmadığını görünce bırakılırlar.

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER