- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Amerika'nın Ajanları ve Yandaşlarının Antalya'daki Buluşması, Beyaz Saray'daki Efendilerine Yardım Etmek İçindir
Haber:
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Türkiye’nin güneyindeki Antalya kentinin ev sahipliği yaptığı 5. Antalya Diplomasi Forumu kapsamında bir araya geldi. (El Cezire Net)
Yorum:
Bu günlerde Türkiye’nin Antalya şehri, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarını bir araya getiren ve Mısır rejiminin de kilit isim düzeyinde katılımıyla gerçekleşen dörtlü bir toplantıya ev sahipliği yapmaktadır. Zahiri olarak toplantı "bölgesel sahiplik" sloganı altında düzenlenmekte ancak toplantının siyasi gerçekliği, şehrin Osmanlı Hilafetinin kalelerinden biri olarak köklü tarihi ile günümüzde tavizlerin geçirilmesi, yardımın sağlanması ve uluslararası Haçlı güçlerine yardım eli uzatılması için bir platform olarak mevcut gerçeklik arasındaki derin uçurumu ortaya koymaktadır.
Osmanlı Hilafeti döneminde, kaleleri ve limanıyla Antalya, Akdeniz’de kararı akideden ve egemenlik gücünden kaynaklanan İslam ümmetinin iradesini dayatan bir güç kolunu temsil ediyordu. Bugün ise bu tarihsel sembolizm, dilencilik diplomasisinin gerçekliğini örtmek için istismar edilmektedir; zira dünya deniz taşımacılığının en önemli geçitlerini (Süveyş, Hürmüz ve Babülmendep) kontrol eden Müslüman beldelerinin bu büyük parçalarının rolü, Müslümanların Halifesinin açıkladığı hak sahibi rolünden, bu ajan rejimler altında, Körfez’deki aşağılayıcı yenilgisinin işaretleri ortaya çıktıktan sonra Beyaz Saray için zafer gerçekleştirmeye çalışan işlevsel bir aracı rolüne dönüşmüştür.
Forumun koridorlarında yaşananlar, Trump yönetiminin tırmandırıcı kararlar ağacından inmesine ve stratejik başarısızlığın bedelini ödemeden sahneye geri dönmesine imkân sağlayacak diplomatik bir merdiven tasarlamaya yönelik siyasi bir girişimdir. Bu sömürgeci kapitalist kibrin, kendi bocalamasından kaynaklanan kaderiyle yüzleşmeye terk edilmesi yerine, bu hain rejimler Amerika’ya diplomatik can simitleri atmak için koşturuyorlar. Dolayısıyla bu bakanların aradığı istikrar, ümmetin istikrarı değildir, aksine kendi rejimlerinin istikrarıdır.
Bu bağlamda Mısır rejimi, ümmetin güç araçlarını vekâlet araçlarına dönüştürmenin çarpıcı bir örneği olarak öne çıkmaktadır; zira İslam beldelerinin kalbindeki Mısır Kinane’nin ağırlığı, Amerikan yönetimi ve onun beslemesi Yahudi devleti adına krizleri absorbe etmek için kullanılmakta ve devletin egemenliği, Amerika ve Yahudilerin hegemonyasına hizmet eden bir güvenlik işlevine dönüştürülmektedir. Bu yaklaşım, Kinane'deki İslam’ın ve Müslümanların güvenliğine hizmet etmemekte; aksine Kinane'nin iradesini Washington’un rızasının rehinesi yapmaktadır. Bu da bu yaklaşımı, ertelenmesi kabul edilemez stratejik bir gereklilik olan köklü bir değişime sevk etmektedir.
Ey bakanlar: Yöneticilerinize ve onların efendilerine boyun eğmeyi alışkanlık haline getirdiniz; bugün biz sizlerden, sözlerimizin ordularımız içindeki muhlislere açık ve net bir şekilde ulaşması için sözlerimizin önünde eğilmenizi talep ediyoruz: Sizler tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyasınız; oysa bu rejimleri korumaya devam etmek, düşmanların krizlerinin ağacından indiği merdiveni korumak anlamına gelmektedir. Ümmetin boğazlarına sahip olması, nükleer gücü (Pakistan) ve akidevi ve maddi ağırlığı, eğer siz Washington’un ajanlarının değil de gerçekten ümmetin yanında yer almaya karar verirseniz vesayeti derhal sona erdirmek için yeterlidir.
Fatihlerin zaferlerine tanıklık etmiş limanıyla Antalya, bugün içinizdeki izzet ruhuna haykırıyor; bu da düşmanlara boyun eğme zamanının artık geride kaldığını ve boğazları geri alma ve karar verme zamanının geldiğini ilan etmeniz içindir ki böylece çözüm, bizim hakkımızda bir yemin ve anlaşma gözetmeyen başkentlere yalvarmaktan değil de bizim kalelerimizden kaynaklanış olsun. O halde Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetin gölgesinde bölgenin ümmetin otoritesi temelinde yeniden inşa edilmesi için ellerinizi Hizb-ut Tahrir’in elinin üzerine koyun ve ona nusret verin. يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ “Ey iman edenler! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasulü’ne icabet edin. Ve bilin ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız.” [Enfal 24]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Said Fazıl - Mısır



