Pazartesi, 15 Zilhicce 1447 | 2026/06/01
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Arafat'ın Hatibi, Siyasi ve Partizan Sloganlara Karşı Uyarıda Bulunuyor!

Haber:

Mescid-i Nebevi İmam ve Hatibi Şeyh Ali Huzeyfi, geçtiğimiz salı günü 26/05/2026 tarihine denk gelen Arefe Günü hutbesinde, şuna vurgu yapmıştır: “Allah, peygamberi İbrahim Aleyhisselam'a Beyt’i, ibadet edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temiz tutmasını emretmiştir; bu da Beyt’in, onun konumuna uygun olmayan her şeyden arındırılması gerektiğini yansıtmaktadır; dolayısıyla siyasi sloganlar ya da partizan çağrılara değil, aksine Allah’a boyun eğmek, zahiri ve batıni olarak peygamberine tabi olmak gerekir.” (El Arabi El Cedid)

Yorum:

Bu ümmetin köklü tarihine yönelik hızlı bir okuma bize, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in hicretin dokuzuncu yılında Ebu Bekir Sıddık’ı hac emiri olarak tayin ettiğini gösterir; böylece Ebu Bekir, Arafat hutbesini, insanlara namaz kıldırmayı ve hac menâsiklerinin emirliğini üstlenmiştir. Hacılar topluluğuna hac menâsiklerini öğretmiştir; nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hicret’in onuncu yılında Veda Hacını yerine getirdiğinde, insanlara kalpleri derinden etkileyen ve gözyaşlarına boğan kapsamlı ve etkileyici bir hutbe vermişti; nitekim bu hutbede, Müslümanların birbirlerinin kanını akıtmasını haram kılmış, kendisinden sonra küfre dönüp birbirlerinin boyunlarını vurmamaları konusunda onları uyarmış, mal ve namuslara saldırmayı haram kılmış, cahiliye dönemine ait kabilevi kan davalarını iptal etmiş, cahiliye dönemine ait ekonomik ve sosyal sistemleri yıkmış, tüm şekil ve biçimiyle faizi haram kılmış, neseplerle övünmeyi ortadan kaldırmış, Müslümanlara kadınlara iyi davranmalarını tavsiye etmiş, onlardan her birinin diğerine karşı hak ve görevlerini belirlemiş, onlara Allah'ın Kitabı ve Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sünnetine sımsıkı sarılmalarını emretmiş, onları Allah'ın Kitabı ve Rasulü'nün sünnetiyle yönettiği sürece Habeşli bir kölesi olsa bile emir sahiplerine itaat etmelerinin vacip olduğunu söylemiştir; böylece Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hutbesi, ondan sonraki ümmet için bir anayasa ve misak mesabesinde olmuştur. Ayrıca Raşid Halifeler hac yaptıklarında, Arafat günü hutbeyi bizzat kendileri irat ederlerdi; zira Hac, Halifenin valileri ve tebaasıyla bir araya geldiği, insanların şikâyetlerini dinlediği, mazlumun hakkını zalimden aldığı yıllık bir mevsim niteliğindeydi. Bu nedenle hac, yalnızca şiarların yerine getirildiği bir mevsim değildi; aksine yönetenle yönetilenin bir araya geldiği ve Müslümanların gerçek vahdetinin ortaya çıktığı bir mevsimdi. Dolayısıyla Halife, emirler ve diğer bütün insanlar bir tarağın dişleri gibi eşit bir konumdaydı. Bu yüzden takva dışında hiç kimsenin diğerine bir üstünlüğü yoktu.

Sonra bu büyük imamların ardından, namazı ihmal eden ve şehvetlerine uyan Ruveybida yöneticiler geldi; nitekim bu yöneticiler, Allah’ın şeriatına ve Haccın menâsiklerine zerre kadar değer vermemektedirler; hatta hac mevsimi onlar için uykularını kaçıran ve planlarını bozan bir kabus olmaktadır; zira onlar, gece gündüz, kokuşmuş vatancılık ve milliyetçiliklerle ümmeti paramparça etmek için çalışmaktadırlar. Oysa Hac mevsimi, ülkeleri, dilleri ve ırkları farklı olmasına rağmen Müslümanları tek bir yerde ve tek bir menâsikte bir araya getirmekte, Müslümanların vahdetini ve asıl olanın bölünme değil vahdet olduğunu vurgulamaktadır; dolayısıyla Çinli Müslümanlarla Afrikalı Müslümanlar ya da Şam bölgesindeki Müslümanlar arasında hiçbir fark göremezsiniz ve onların arasından fakiri zenginden, emiri memurdan ayıramazsınız; bu nedenle Hac mevsimi, bu yönetici zümrenin yıl boyunca kurduğu planları bozmaktadır.

Bu azim mevsimi ifsat etmekte ısrar eden Suud hanedanı yöneticileri, kendilerini hamd ile tesbih eden ve kendilerinin resmi sözcülüğünü yapan hatipler atamaktadırlar; bu hatipler Müslümanlara, gerçeklikleriyle hiçbir ilgisi olmayan hutbeler veriyorlar, Mescid-i Haram'ın her tarafı kötülüklerle çevrili olduğu ve harameyn beldesi ahlaksızlıkla dolup taştığı halde buna hiç aldırış etmiyorlar. Filistin'de, özellikle Gazze'de ve Lübnan'da Müslümanların kanları hiç durmaksızın aktığı halde bu kan onların damarlarını harekete geçirmiyor. Yahudiler birçok Müslüman ülkede fesat ve yıkım saçtıkları halde bu hatipler tam bir koma halinde olup genel seferberlik çağrısı yapmıyorlar. Müslüman kitlelere tevhitten bahsediyorlar ama gözlerinin önünde, eskiden yeryüzünü sarsan ve düşmanların kalplerini korku salan tek bir Hilafet Devleti'nin altında yaşamalarının ardından sınırları, bayrakları ve yöneticileri sömürgeci kafirler tarafından belirlenen İslam ülkelerinden gelen bir milyon yedi yüz binden fazla hacı var ama bundan hiç bahsetmiyorlar. Aksine onları ve efendilerini meşgul eden tek şey, hacda siyasi sloganlar atılmaması ya da partizan çağrıların yapılmamasıdır!! Şunu çok biliniz ki, bir gün Allah Subhanehu'nun huzuruna çıkacaksınız ve üstlendiğiniz ve gizlediğiniz ilim emaneti hakkında sorguya çekileceksiniz. Allah’tan, bu yılki haccın, ümmetin Halifesiz gerçekleştirdiği son hac olmasını ve gelecek yıl hac emirimizin Halifemizin olmasını temenni ediyoruz.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Ebu Hişam

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER