Cuma, 29 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/09/11
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Müslüman Karşıtı Politikaların Tırmandığı Bir Ortamda, Müslümanların Varlığı Avrupa Toplumları İçin En Büyük Hediye Olabilir!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Müslüman Karşıtı Politikaların Tırmandığı Bir Ortamda, Müslümanların Varlığı Avrupa Toplumları İçin En Büyük Hediye Olabilir!

Haber:

Danimarka’da Ağustos ayında Hizb-ut Tahrir'in, Danimarka liselerindeki Müslüman öğrencileri hedef alarak, namaz kılma, Ramazan orucu tutma ve başörtüsü takma gibi temel İslami ibadetleri yerine getirdikleri için siyasi damgalamaya maruz kalan bu öğrencileri İslami kimliklerine bağlı kalmaya teşvik etmek amacıyla yürüttüğü başarılı kampanyanın ardından, Parlamentodaki çeşitli siyasi yelpazelerden politikacılar Müslümanlara karşı düşmanca tepkiler sergiledi. Entegrasyon Bakanı Morten Budskov, “Aşırı İslami değerlerin Danimarka’da yeri yoktur” ve “bu değerlerin yaygınlaştırılması tehlikelidir” şeklinde kesin bir açıklama yaptı!

Siyasi yansımalar ve medyadaki geniş çaplı tartışmalarla eş zamanlı olarak, milliyetçiler ve aşırı sağcı aktivistler Kopenhag'da halka açık bir yürüyüş düzenlediler; bazı katılımcılar aleni olarak İslam'ın yasaklanması çağrısında bulundular ve yoldan geçenlere karşı Nazi selamı verdiler.

Yorum:

Geçen ay Danimarka’da yaşanan olaylar, Avrupa’da yaygınlaşan daha geniş bir eğilimin sadece bir parçasından ibarettir; nitekim bu eğilim, söz konusu politikaların ve on yıllardır maruz kaldıkları İslam karşıtı propagandanın sonucu olarak aşırılıkçılıktan etkilenen bazı kesimler tarafından ifade edilen Müslüman karşıtı politikaların ve duyguların tırmanmasını temsil etmektedir. Zira Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde, aşırı sağcı “Almanya için Alternatif” partisi %43,8 oy oranıyla ezici bir zafer elde etmiştir. Son zamanlarda Avusturya’da, Şansölye Christian Stoker ve Entegrasyon Bakanı Claudia Bauer, “siyasal İslam'a” anayasal bir yasak getirmeye çalışmaktadırlar. Aynı zamanda Fransız cumhurbaşkanlığı adayı Marine Le Pen, Fransa’daki kamusal alanlarda başörtüsü takan kadınlara para cezası uygulanması önerisini yinelemiştir.

Bu örneklerin, Avrupa’da derin bir fikri krizin -ideolojik bir çöküşün- bir yansıması olduğunu anlamak için daha fazla açıklamaya veya analize gerek yoktur. Nitekim laik rejim, özünde derin bir ikiyüzlülüğün ve çelişkilerin acısını çektiğini açıkça ortaya koymuştur; zira sözde özgürlük ve hoşgörü ilkelerinin tamamı, kararlı Müslümanlarla olan ilk ideolojik çatışmada çöküntüye uğramıştır. Kıtanın dört bir yanındaki Avrupa hükümetlerine, Müslüman toplulukları kendi kültürleri ve değerleriyle ikna etmek için her türlü fırsat sunulmasının ardından bu hükümetlerin şimdi, Müslümanların Batı’da nesiller boyu yaşamış olsalar bile İslami kimliklerine ve değerlerine hâlâ tam bir gurur ve onurla bağlı kalmaları gerçeği karşısında aciz ve umutsuz bir durumda kaldıkları görülmektedir. Ayrıca bu hükümetler, İslam’ın sağlam fikri temeline denk düşen argümanlar sunmaktan ve Müslümanları, her düzeyde krizlerin acısını çeken bir kültürün ya da soykırımı ve yerleşimci sömürgeciliği meşrulaştıran değerlerin hiçbir şekilde çekici olmadığına ikna etmekten aciz kalmışlardır; oysa Müslümanlar, kalplerinde ve zihinlerinde tüm insanlık için bir rahmet olan Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in risaletini taşımaktadırlar. Bu nedenle bu hükümetler, düşünceyi kontrol etmek, zorla asimile etmek, yasaklamak, damgalamak, ırkçılık ve korku yaymak için eski Avrupa yöntemlerine başvurmaktadırlar.

Batı'da çirkin başını uzatan aşırı sağcı canavar, kendi ellerinin eseri olup Avrupa hükümetleri, özenle ektikleri nefret ve çatışmanın sorumluluğunu taşımaktadır. Aynı zamanda Batı’da yaşayan Müslümanlar, özellikle de gençler, giderek artan sayılarla İslam’a akın ediyorlar ve İslam’ı, çökmekte olan Batı medeniyeti cephesi yoluyla ortaya çıkan insanlık düşmanı yok edici bir akidenin yerine geçecek pratik bir alternatif ve merhamet mesajı olarak taşıyorlar.

İslami kimliklerine ve değerlerine bağlı kalmaları ve İslam’ı evrensel bir mesaj olarak bilinçli, güçlü ve hikmetli bir şekilde taşımaları şartıyla Avrupa’daki Müslüman toplulukların varlığı, hükümetleri tarafından aldatma ve nefretle bir krizden diğerine sürüklenen Avrupa toplumları ve halkları için en büyük bir hediye olacaktır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
İlyas Lamrabet

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER