Salı, 24 Rebiu’s Sânî 1448 | 2026/10/06
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Amerika ve "Reşit Olmayanların" Evliliğiyle İlgili Çifte Standardı

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Amerika ve "Reşit Olmayanların" Evliliğiyle İlgili Çifte Standardı

Haber:

ABD'nin Kaliforniya eyaletinin 18 yaşından küçük çocukların evlenmesini istisnasız olarak yasaklama kararı, ABD'deki evlilik yaşına ilişkin yasalar arasındaki farklılıkları yeniden gündeme taşıdı; insan hakları örgütlerinin raporlarında yer alan verilere göre, 32 eyalette çocukların evlenmesine hâlâ izin veriliyor. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, eyalette evlilik için asgari yaşı 18 olarak belirleyen bir yasayı imzaladı; yasa 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek ve Kaliforniya, 2018'den bu yana çocuk evliliklerini tamamen yasaklayan 18. eyalet olacak. (Arabi 21)

Yorum:

Müslüman ülkelerde, Batı ülkeleri tarafından finanse edilen feminist kuruluşlarının öncülüğünde, ahvali şahsiyye kanunlarını değiştirmek amacıyla -ki bunlara evlilik yaşının 18 olarak belirlenmesi ve sözde reşit olmayanların evliliğine karşı mücadele de dahildir- çılgınca bir kampanya yürütülmektedir. Bu kampanya; Batılı devletlerin ve kurumlarının Müslüman ülkelerdeki mevcut yönetimlere, bu yasaları değiştirmeleri ve kapitalist ideoloji ve yozlaşmış ve ahlaki çöküntünün olduğu bir medeniyet olan medeniyete sahip bu devletlerin ölçülerine uygun aile ve çocukla ilgili yasalar çıkarmaları yönünde uyguladığı baskılarla eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir. Ayrıca fonlama ve yardım sopasını sallayarak Müslüman ülkeleri, başta CEDAW ve Çocuk Hakları Sözleşmesi olmak üzere onları bunlara bağlayan anlaşmaları imzalamaya zorlamaktadır. Bu anlaşmaların maddeleri uyarınca devletler, yasalarını bunlarla uyumlu hale getirmekle yükümlü kılınmakta ve bu maddelere dinin üzerinde bir yetki verilmektedir; hatta bu maddeler dinin hükümleriyle çeliştiğinde bu anlaşmalar üstün tutulmaktadır. İşte bu yüzden, Müslüman ülkeleri kasıp kavuran ahvali şahsiyye kanunlarını değiştirme furyasını gördük; aynı şekilde komitelerin kurulduğunu ve bu ülkelerin CEDAW ile benzeri sözleşmelere ne ölçüde bağlı kaldığına dair periyodik raporların sunulduğunu da gördük.

Buradaki asıl soru şudur: Birleşmiş Milletler’in ve çocuk ve kadın hakları kuruluşlarının bulunduğu Amerika’da, “reşit olmayanların evliliğine” 32 eyalette izin verildiği halde, neden bu tür kampanyalar görmüyoruz?! Peki neden buna izin verilmesi Amerika açısından bir utanç lekesi ve çocukların ve kadınların haklarının ihlali olarak görülmüyor? Yoksa bu çifte standart sadece İslam ve hükümleri söz konusu olduğunda mı ortaya çıkıyor?! Peki neden onlar, İslam ve Müslümanlar damgalandığı gibi şiddet, gericilik ve geri kalmışlıkla damgalanmıyor?! O hâlde Amerika neden CEDAW Sözleşmesi'ni onaylamadığı halde Müslüman ülkeleri onu onaylamaya ve hükümlerine uymaya mecbur tutuyor?! Bu verilerin ve Amerika ile Batı ülkelerinde kadınların ve çocukların maruz kaldığı şiddet ve ayrımcılıktan bahseden çok sayıdaki rapor ve istatistiklerin gölgesinde, neden bu ülkeler kendi kadınlarının ve çocuklarının sorunlarını çözmekle meşgul olup Müslümanların çocuklarına ve kadınlarına yönelik kötülük ve zararlarını sona erdirmiyorlar?!

Başta Amerika olmak üzere kâfir Batı ülkeleri, İslam’daki içtimai nizamla ilgili hükümlere büyük önem veriyorlar, bunlara karşı şiddetli bir savaş yürütüyorlar ve Müslüman kadını yozlaştırmak, yeni nesilleri sulandırmak ve Müslüman aileyi parçalamak için büyük bir çaba sarf ediyorlar. Bunun için kullandıkları en önemli iki araç, bunlar tarafından finanse edilen feminist kuruluşlar ve dernekler ile Müslüman ülkelerdeki ajan rejimlerdir; zira bu rejimler, kanunları efendilerinin istediklerine uyacak şekilde değiştiriyorlar ve bu fesatçı erkek ve kadınlara Müslümanların ülkelerinde fesat çıkarmaları için alan açıyorlar. Yine bu rejimler, İslam ve Müslümanlar söz konusu olduğunda büyük bir çifte standartla muamele ediyorlar ve çifte standart uyguluyorlar; bir kadın veya çocuğun saldırıya ya da kötü muameleye maruz kaldığı tek bir olay büyütülüp bir olgu olarak ele alınıyor, eğer mesele İslam’ın hükümlerine karşı bir isyan ise, bu gerçekten bir hak ve özgürlük oluyor; aksi taktirde onlardan tek bir ses bile işitmiyoruz. Örneğin Gazze'deki kadın ve çocukların başına gelenler ve gelmekte olanlar karşısında onların seslerini hiç işitmedik, peki Müslümanlar arasında, hatta tüm dünyada, onların yalanlarına ve sahtekârlıklarına inanan biri kaldı mı acaba?!

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Aişe Abdulkadir

Bu kategoriden diğerleri: « Çöp Hariç Her Şeyi Paketlediler!

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER