Cumartesi, 30 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/09/12
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Güvenlik Konseyi, Sudan’daki Durumlar ve ABD’nin Hedefleri

بسم الله الرحمن الرحيم

Güvenlik Konseyi, Sudan’daki Durumlar ve ABD’nin Hedefleri

22/08/2026 Pazartesi günü, Sudan’daki durumla ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen bilgilendirme oturumunda, ABD Başkanı'nın Afrika, Arap Ülkeleri ve Orta Doğu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos bir konuşma yaptı ve bu konuşma, 24 Ağustos 2026 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlandı; Boulos konuşmasında, (Sudan'ın bu ay bu Konseyin gündeminin ilk sıralarında kalmasını sağladıkları) için onlara için teşekkür etti ve Sudan halkının çektiği acıları tanımlayarak şöyle dedi: “Sudan’ın dört bir yanındaki siviller bir kabus yaşıyorlar.” Peki Massad Boulos’un sözlerinin barındırdığı gizemler nelerdir? Konuşmada saklı olan sırlar nelerdir? Bu bilgilendirme aracılığıyla hedeflenen şey nedir? Ve bundan çıkış yolu nedir?

Birincisi: ABD, Sudan'daki hedeflerine ulaşmak için çalışmaktadır; nitekim savaş dosyasını elinde tutan ABD, çatışmayı büyük ölçüde Darfur'dan uzaklaştırarak Kordofan ve Mavi Nil bölgelerindeki diğer sahalara vahşi bir şekilde taşımayı başarmış ve taraflar arasında bir ayrım çizgisi çizerek ordunun Darfur'a ilerlemesini engelleyen sarsılmaz bir set oluşturmuştur; bunun amacı ise, Darfur'da kurucu hükümeti pekiştirmekle ilgilidir.

İkincisi: Massad Boulos, Güvenlik Konseyi’ndeki bilgilendirmede şöyle demiştir: “Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Hızlı Destek Güçleri’nin davranışları, bu güçlerin çabalarının, şiddeti tırmandırmaya, yeni topraklar ele geçirmek için çalışmaya ve ulaşılması imkansız askeri bir zafer peşinde koşmaya yoğunlaştığını göstermektedir.” Onun “ulaşılması imkansız askeri bir zafer” sözü, müzakereci çözüm kartının Amerika’nın elinde olduğunu, ancak Amerika’nın, kendi adamlarının siyasi sahneye tek başına hâkim olacağından emin olana kadar oyalayarak savaşı uzattığını teyit etmektedir. ABD, bir tarafın diğerine karşı zafer kazanmasını istememekte ve ayrılıkçı Hızlı Destek milislerini yenilmez bir güç olarak değil de, orduyla eşit bir güç olarak göstermektedir; zira Amerika, Sudan’ın her iki tarafını da kontrol altına alarak onu parçalamak için hem ordu komutanlarına hem de Hızlı Destek Güçleri komutanlarına güvenmektedir; bu nedenle politikacıları tüm açıklamalarında askeri çözümü reddetmektedir; örneğin 25/08/2026 Salı günü Suudi Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid El-Hureyciile yapılan görüşmede Massad Boulos şunları söylemiştir: “Suudi Arabistan ile Sudan’daki çatışmanın askeri bir çözümü olmadığı konusunda anlaştık.” Ayrıca Mısır Dışişleri Bakanı ve dörtlü grubuyla olan sürekli istişareler de aynı şekildedir.

Üçüncüsü: Amerika, insani eylemlere ve ateşkese odaklanmaktadır; zira ateşkes anlaşmaları yoluyla Sudan ordusunun Darfur’a ilerlemesinin önünü tamamen kesmeyi ve Hemidti’nin bu bölge üzerindeki kontrolünü pekiştirmeyi hedeflemektedir; bu bağlamda Massad Boulos bilgilendirmesinde, Amerikan planına hizmet eden bir karar taslağı sundu ve bu karar, dört temel hususa teşvik etmektedir ki onlar şunlardır:

1- Silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesi; bu da ordu içindeki muhlislerin hamlelerini boşa çıkarmak, hareketlerini felç edip güçlerini zayıflatmak ve onların Darfur'u geri almalarını engellemek içindir.

2- İnsansız hava araçlarının, ilgili sistemlerin ve teknolojilerin silah yasağı kapsamına girdiğini yeniden teyit etmek. Bu öneri sunulmuştur; zira hava desteği modern savaşlarda temel bir unsur olup piyadelerin Darfur'a doğru harekete geçmesine imkan tanımaktadır; ABD'nin istemediği şey de budur. Bu nedenle uçuşa yasak bölge önerisi, Hızlı Destek Güçleri'ni yok olmaktan korumak adına ABD yönetimi için bir gereklilik olmuştur. Bu yüzden ABD, Hızlı Destek Güçleri'nin varlığını tanımakta, onları oldukları gibi kabul etmekte, varlıklarını ve işledikleri suçları sürdürmelerini teyit etmekte ve onların parçalanması veya varlıklarına son verilmesi hakkında konuşmaktan kaçınmaktadır.

3- Genel Sekreter’den, 1591 sayılı karara bağlı Uzmanlar Paneli’ndeki uzman sayısının artırılmasının talep edilmesi; bu karar, Sudan’daki durumla ilgili olarak Mart 2005’te kabul edilmiştir; bu karar uyarınca BM Sudan Uzmanlar Paneli kurulmuş olup panelin görevi, diğer hususların yanı sıra Darfur’daki silah ambargosunun izlenmesini temsil etmektedir. Uzmanların (heyetlerin) varlığı; baskı uygulamak ve sürecin ABD'nin istediği doğrultuda ilerlediğinden emin olmak için her iki tarafı da gözetlemek (casusluk yapmak) anlamına gelmektedir. Zira Massad Boulos'un önerisinin (4.) maddesi şöyledir: “Konsey’i daha iyi bilgilendirmek amacıyla, 1591 sayılı karar kapsamında çalışan Uzmanlar Paneli’nin bölgeyi kapsayan diğer ekiplerle iş birliği yapması yönünde talimat verildi.” İşte bu tam anlamıyla bir casusluktur. Ayrıca Boulos şöyle dedi: “Bu genişletilmiş ve güçlendirilmiş yeteneklerin hedefi... çatışmanın sona erdirilmesi için tüm taraflara baskı uygulamaktır.” Ajanlara baskı uygulamak Amerika için yeni bir şey değildir; zira Güney’in ayrılmasına kadar ajanı El-Beşir ve çetesine karşı bunu uygulamıştı ve şimdi de Burhan ve yardımcısı Malik Akar, uygulanan baskının şiddetinden dolayı çığlık atana kadar bunu şiddetle uygulamaktadır; nitekim Burhan, El-Cezire eyaletinin El-Managil kentinde yaptığı bir konuşmada önümüzdeki günlerde Sudan’a ve bizzat şahsına yeni yaptırımların uygulanmasını dışlamadı ve Sudan’ın düşmanlarının ülkeye boyun eğdirmek ve ona diz çöktürmek istediğini belirtti. El Cezire kanalına verdiği röportajda, Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Akar şunları söyledi: “... ABD’nin girişimini kabul etmemiz için büyük baskıya maruz kalıyoruz ancak tutumumuza sımsıkı sarılıyoruz.” (Sudan Tribune). Hatta Boulos, Güvenlik Konseyi’ne şu tehditkâr mesajı gönderdi: “Açık konuşayım: Eğer bu Konsey önlemler almayı reddederse, bunun en büyük yükünü çekecek olan yine Sudan halkı olacaktır.”

Bu nedenle ister Güvenlik Konseyi'nde Massad Boulos vasıtasıyla sunulsun, ister Dörtlü veya Beşli Komite aracılığıyla sunulsun, ABD'nin sunduğu önerilere bakmak bir zorunluluktu; zira bu öneriler, Darfur'u ayırma tiyatrosunu tamamlamaya, müzakere konusunu diğer çatışma bölgelerine bağlamaya ve Darfur'u çatışma çemberinden çıkarmaya yönelik kademeli bir zemin hazırlığı niteliğindedir.

Önerilerde geçen Sudan’daki insani krizin, Amerika’nın ve Trump’ın umurunda olmadığı bilinmelidir! Hatta onun Sudan’daki adamlarının bile umurunda değildir; çünkü ABD’nin dış politikası sadece tek bir kaideye dayanmaktadır: “Önce Amerika”, Sudan insanı değil! Bunun amacı da, casuslarının ülkeye girip çıkmasına imkan sağlamak, her iki tarafı da gözetlemek ve üzerlerinde baskı kurarak Sudan’ı bölme komplosunun hızla hayata geçirilmesini sağlamaktır.

İkiyüzlülük, Massad Boulos’un Güvenlik Konseyi’ndeki bilgilendirmesindeki şu sözlerinde ortaya çıkmaktadır: “ABD, bu savaşın ilk gününden itibaren Sudan halkının korunmasını bir öncelik haline getirmiştir; işte bu nedenle Sudan'daki sivillerin korunması taahhüdünü içeren Cidde Bildirisi'ne ulaşmaya çalıştık.. Bu nedenle o günden bu yana, gün be gün daha fazla insani ateşkes, ateşkes ile barışı sağlamaya ve sivilleri korumaya yönelik düzenlemeleri sağlamak için çabaladık.” Peki bu iddia edilen koruma hani nerede? O, gün be gün çabalarken, savaş dördüncü yılına girdi ama ne askeri bir çözüm ne de bir ateşkes var?! Bu koruma hani nerede? Oysa Massad Boulos’un kendisi bile Sudan halkının başına gelen felaketlerin tanığı olmuştur; zira bilgilendirmesinde şöyle demiştir: “Özellikle silahlı insansız hava araçlarının artan kullanımından kaynaklanan insani kayıpların ne derece vahim olduğuna dikkat çekmek isterim... Nitekim bunlar, bu yılın ilk yarısında şimdiden 1120'den fazla Sudanlı sivilin hayatına mal olmuştur.” Son haftalarda yaşanan şiddet ve güvensizlikten kaynaklanan yeni göç dalgalarına değinerek, bunun (acı verici bir durum)” olduğunu söyledi. Peki bunlar hani nerede?!

Çözüm, Hizb-ut Tahrir'in Emiri Celil Alim Ata bin Halil Ebu Raşta ’nın Sudan meselelerini ele alırken sürekli vurguladığı şeydir; “ey Sudan halkı! Size sesleniyoruz, pişman olmadan ve pişmanlığın fayda etmeyeceği gün gelmeden önce hadi durumu düzeltin... Çatışan tarafların yakasına yapışın ve onları hakka zorlayın... Raşidi Hilafeti kurmak için Hizb-ut Tahrir ’e yardım edin. Böylece Sudan; İslam ile yeniden güçlü ve izzetli hale gelecek, üzerinde “Lâ ilâhe illallah Muhammedun Rasûlullah” Ukab sancağı dalgalanacaktır.”

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Yakup İbrahim – Sudan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER