Perşembe, 08 Şevval 1447 | 2026/03/26
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
İslam Ümmeti, Dini, Coğrafi ve Siyasi Olarak Tam Birliğine Ne Zaman Geri Dönecek?!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber - Yorum

İslam Ümmeti, Dini, Coğrafi ve Siyasi Olarak Tam Birliğine Ne Zaman Geri Dönecek?!

Haber:

ABD Başkanı Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı 48 saat içinde herhangi bir tehdit olmaksızın tamamen yeniden açmaması halinde enerji tesislerine askeri saldırılar düzenlemekle tehdit etti. (Eş-Şark Gazetesi, 22/03/2026)

İran'ın resmi Mehr haber ajansı ise İran'ın Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) nezdindeki temsilcisinin şu sözlerini aktardı: “Düşman gemileri hariç, tüm gemiler güvenlik ve emniyet düzenlemeleriyle koordineli olarak Hürmüz Boğazı'ndan geçebilir.” Temsilci, Hürmüz Boğazı'ndaki mevcut durumdan ABD ve Yahudi varlığının saldırılarını sorumlu tuttu.

Yorum:

İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney'in Devrim Muhafızları'na Hürmüz Boğazı'nı bir sonraki duyuruya kadar deniz trafiğine kapalı tutma emri vermesinin ardından, birkaç gün önce üst düzey bir İranlı yetkili, Tahran'ın sınırlı sayıda petrol tankerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine izin vermeyi değerlendirdiğini açıkladı; ancak bunun için petrol sevkiyatlarının Çin Yuanı ile işlem görmesi şartı konuldu; ayrıca İran, Hürmüz Boğazı'ndaki petrol tankeri trafiğini yönetmek için yeni bir plan üzerinde çalışmakta olup düşman olmayan ülkelere ait bazı gemilerin boğazı geçmesine izin verecektir. Nitekim bu fiilen de gerçekleşti; zira son günlerde çok sınırlı sayıda gemi geçmiş olup El Cezire Kanalı, bu ayın (Mart) ilk yarısında geçen gemi sayısının sadece 77'ye ulaştığını ve geçen yılın aynı döneminde ise bu sayının 1229 olduğunu bildirdi.

İslam tarihi boyunca deniz geçitleri, İslam Devleti için hayati öneme sahip stratejik dayanaklar olarak kabul edilmiştir; zira Hürmüz, Bab el-Mandeb, Cebelitarık, İstanbul ve Çanakkale gibi boğalar sayesinde küresel ticaret yollarının kontrolünü sağlamış, deniz kıyısındaki adaları güvence altına almış ve Doğu ülkelerini Afrika ile Avrupa’ya bağlamıştı. Nitekim Osman bin Affan döneminde, H. 34 M. 655 yılında Abdullah bin Ebu's-Sarh'ın komutasındaki Zâtüssavârî Savaşı'nda Bizans donanmasına karşı zafer kazandığında deniz filosunun kurulmasından sonra deniz ve askeri nüfuzu genişlemiş ve Müslümanların, bu boğazları enerji ve mal taşımak için zorunlu geçiş yolları haline getirmelerini sağlayan bir İslam gölüne dönüşmüş, bu da ona jeopolitik ve ekonomik olarak bir ağırlık kazandırmıştır.

İran, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin kontrolündeki Hürmüz Boğazı, Arap Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan dar bir geçit olup Arap Körfezi'ni açık denize bağlayan tek deniz geçidi olan bu boğaz, petrol ihracatı için en önemli bir güzergâh olarak kabul edilmektedir; zira enerji tankerleri, Umman Körfezi'ne ve oradan da Hint Okyanusu'na ulaşmadan önce buradan geçmek zorundadır. Ayrıca dünya petrol sevkiyatının beşte biri buradan geçmekte olup en dar noktasında bile genişliği yaklaşık 33 kilometredir; ancak ticari gemilerin kullandığı fiili seyir kanalı çok daha dardır.

Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, bu boğazdan geçen ham petrol akışının yaklaşık %70'ini oluşturmaktadır. Boğaz üzerinden yapılan nakliye hareketlerinde meydana gelebilecek herhangi bir aksaklık, bölgenin çeşitli yerlerindeki rafinerilerin işleyişini, elektrik üretimini ve sanayi üretimini hızla etkileyebilmektedir; zira boğaz, sadece coğrafi bir simgeyi değil, aksine küresel enerji piyasalarının istikrarının dayandığı stratejik bir kavşak noktasını temsil etmekte ve aynı zamanda coğrafi bir darboğaz noktasını ve jeopolitik bir gerilim odağını teşkil etmektedir.

Ey Müslümanlar:

Sizin felaketiniz, yöneticilerinizde ve Sykes-Picot sınırlarıyla coğrafi olarak bölünmüş devletlere ayrılmanızda yatmaktadır; çünkü sömürgeci devletler yüz yılı aşkın bir süredir İslam Devleti'nin kolyesindeki boncukları dağıtmak için çalışmışlardır; nitekim bu kolyenin, İslam'ın tevhid ve birlik akidesinin boncuklarıyla dizilmesi gerekirken, onlardan her biri sömürgeci devletlerin ipine bağlanmış bir kolyenin boncuğu haline gelmiştir; şu anda bu kolyenin son halkası, kibirli Amerika'nın ipine bağlanmıştır; bu yüzden İslam ümmetinin durumu ancak, tüm insani, ekonomik ve askeri güçlerini bir araya getiren tek bir siyasi varlık altında, yani Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetin altında birleşmedikçe düzelmeyecek ve egemenliğini geri kazanamayacaktır.

Allahu Teala'dan, İslam ümmetinin tarihindeki bu zorlu dönemin, yani parçalanma ve kayboluşun son dönemi olmasını ve Allah’ın Müslümanlar için, ümmetin izzetini ve egemenliğini geri kazandıracak bir Halife hazırlamasını diliyoruz; böylece bu boğazlar, Allah Subhanehu ve Teala'nın vaadinin ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müjdesinin gerçekleşmesi için, dünyanın geri kalan ülkelerini fethetmenin geçitleri haline gelebilsin: زُوِيَتْ لِيَ الْأَرْضُ فَرَأَيْتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا وَسَيْبُلُغُ مُلْكُ أُمَّتِي مَا زُوِيَ لِي مِنْهَا “Allah yeryüzünü benim için dürdü (bir araya getirdi), ben de doğusunu ve batısını gördüm. Ümmetimin mülkü (hükümdarlığı), bana dürülen yerlere kadar ulaşacaktır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Raziye Abdullah

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER