- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haberlere Bakış
13/09/2026
* Çin ile beş Orta Asya devleti arasındaki ticaret 100 milyar doları aştı; bu da bölgenin artan ekonomik önemini vurguladı; South China Morning Post (SCMP) 7 Eylül'de Astana'da Çin Konferansı: Orta Asya 2026 için politika yapıcıları, iş liderleri, yatırımcılar ve yenilikçileri bir araya getirdi.
SCMP ve Astana Uluslararası Finans Merkezi (AIFC) tarafından ortak düzenlenen konferans, sermaye, kaynaklar ve dijital İpek Yolu'na odaklandı ve Büyük Çin ile Orta Asya arasındaki derinleşen ekonomik, teknolojik ve sermaye bağlantılarını inceledi. Bu etkinlik, Hong Kong Genel Müdürü John Lee'nin Haziran ayında bölgeye yaptığı resmi ziyaretin ardından, Hong Kong medya kuruluşunun bu ölçekte bir etkinliği Orta Asya'ya ilk kez getirdiği olay oldu.
Konferans, sermaye yolları ve çift listelemeleri, akıllı madencilik ve enerji geçişi, dijital İpek Yolu ile sağlık ve yetenek gelişimini inceledi. Hong Kong Genel Müdürü John Lee, şehrin Çin ile küresel pazarlar arasında bir köprü rolünü vurguladı. "Hong Kong, piyasaları birbirine bağlayan, sürdürülebilir büyümeyi finanse eden ve kesintisiz sınır ötesi ticareti sağlayan güvenilir ortağın olarak hazır," dedi. Eski Hong Kong Genel Müdürü CY Leung, Orta Asya'yı "kilit bir BRI [Kuşak ve Yol Girişimi] bölgesi" olarak, Kazakistan'ı ise "kilit bir BRI ülkesi" olarak tanımladı ve konferansın Hong Kong, yani "süper bağlayıcı" aracılığıyla daha geniş ekonomik iş birliği fırsatlarını belirleyebileceğini söyledi. (astanatimes.com, 11/09/2026)
Kazakistan, yüzölçümü bakımından Orta Asya’nın en büyük ülkesi olup, en büyük petrol ve uranyum rezervlerine sahiptir ve Çin'den Avrupa'ya giden ulaşım yollarının %70'i onun üzerinden geçmektedir.
Kazakistan, mineraller ve doğal kaynaklar açısından da Orta Asya’nın en zengin ülkelerinden biridir. Sahip olduğu muazzam rezervler onu, dünyanın en önemli enerji ve mineral üreticilerinden biri haline getirmiştir.
Çin mutlak ekonomik güce güvenmektedir; zira Kuşak ve Yol Girişimi sayesinde Çin, karayolları, demiryolları, iç limanlar, enerji, madenler ve telekomünikasyon alanlarında birinci yatırımcı haline gelmiştir.
Nitekim Pekin'in en önemli araçları şunlardır:
- Finansal bağımlılık yaratan devasa krediler.
- Petrol, gaz ve uranyum alanlarında stratejik yatırımlar.
- Kültür, eğitim hibeleri ve ticari nüfuz yoluyla yumuşak baskı.
Dolayısıyla Çin’in en önemli özelliği, sessiz bir şekilde hareket etmek, derinlemesine çalışmak ve bölgenin ekonomik yapısını içeriden değiştirmektir.
Ekonomik gelişmesiyle Orta Asya’yı tehdit eden Çin, özellikle Amerika’nın İran ile olan çıkmazını da fırsat bilerek, özellikle ekonomik açıdan yeni bir konuma yükselme niyetindedir. Bunun en önemli kanıtlarından biri, Amerikan “C5+1” formülünün Çin versiyonu olan “Orta Asya-Çin” zirvesini düzenlemesidir. Nitekim Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 19 Mayıs’ta Çin’in Xi’an kentinde düzenlenen ilk “Orta Asya ve Çin” zirvesinde bir konuşma yaparak Pekin’in Orta Asya’ya yönelik iddialı planlarını açıklamıştı. Dolayısıyla SCMP ve Astana Uluslararası Finans Merkezi (AIFC) tarafından ortak düzenlenen konferansın bu minvalde anlaşılması gerekir. Orta Asya ülkelerinin başındaki yöneticiler ise; ülkemizi korumak, geliştirmek ve geleceğe sahip çıkmak yerine, servetlerimizi yağmalayan, halkımızı, özellikle de gençlerimizi köleleştiren, onları ahlaksızlık ve yolsuzluk bataklığına sokmak isteyen sömürgeci kafirlere ülkenin kapılarını açıyorlar. Dahası onlar, her alanda geri kalmışlığa hizmet ediyorlar. Bunun karşılığında hizmet ettiklerinden bekledikleri tek şey, tahtlarında uzun süre kalmak ve servet kazanmaktır. Allah onları kahretsin; ne kadar da kötü hüküm veriyorlar.
* Azerbaycan'daki ABD Büyükelçiliği personeli, bugün 11 Eylül 2001'deki terör saldırıları ve sonrasında hayatını kaybeden yaklaşık 3.000 kişiyi anmak için toplandı.
"Birlikte, saldırının kurbanlarını ve ailelerini, kabul edilemez tehlikelerle cesurca yüzleşen ilk müdahale ekiplerini ve o trajik günden sonra hayatı sonsuza dek değişen herkesi andık.
Ayrıca, saldırılardan sonra Azerbaycan da dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesinin Amerika Birleşik Devletleri ile dayanışma gösterdiğini hatırladık. ABD ve Azerbaycan askerleri, Afganistan'da koalisyon güçlerinin bir parçası olarak omuz omuza hizmet verdi. Azerbaycan'a küresel terörle mücadelemize ortak katkısı için minnettarız.
Yirmi beş yıl önce, teröristler Amerika'nın yaşam tarzını tehdit etmek amacıyla Amerika Birleşik Devletleri'ne saldırdı. Karanlıktan dışarı çıktığında, Amerikan karakterinin sonsuz gerçeği tüm dünyanın görebileceği şekilde parladı. Ve inandıkları şey için ayağa kalkacak cesaretleri yoktu, inandıkları için de durmadılar. (www.baki-xeber.com, 11/09/2026).
Azerbaycan'daki ABD Büyükelçiliği personelinin, 11 Eylül 2001'deki terör saldırıları ve sonrasında hayatını kaybeden yaklaşık 3.000 kişiyi anmak için yaptığı toplantıda; ABD ve Azerbaycan askerlerinin, Afganistan'da koalisyon güçlerinin bir parçası olarak omuz omuza hizmet verdiğini ve Azerbaycan'a küresel terörle mücadelelerine ortak katkısı için minnettar olduklarını hatırlatarak Azerbaycan’a övgüler yağdırması boşuna değildir. Çünkü dönemin Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev, 11 Eylül saldırılarının hemen ardından ABD'ye taziyelerini ve dayanışmasını ileten, "Terörle Mücadele Koalisyonu"na ilk destek veren liderlerden biri olmuştur.
Ayrıca Azerbaycan, ABD ve koalisyon güçlerine hava sahasını açmış ve Afganistan'daki uluslararası koalisyon güçleri kapsamında Azerbaycan askerleri Amerikan askerleriyle yan yana görev yapmıştır.
Yine Azerbaycan, başta Amerika olmak üzere sömürgeci kafir Batı’nın İslam’a ve Müslümanlara olan kin ve düşmanlıklarına destek vermek adına iç güvenlik önlemlerini artırarak radikal dini gruplara yönelik operasyonlar gerçekleştirmiştir.
Azerbaycan’ın küfrün başı Amerika’ya verdiği destek yukarıda geçenlerle sınırlı kalmamış; aksine Yahudi varlığının Gazze’ye yönelik savaşında da Amerika ve Yahudi varlığına hiç utanmadan açıkça destek vermiştir. Zira Gazze'deki çatışmalar sürecinde Azerbaycan, Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı üzerinden Yahudi varlığının petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 40-46'sını karşılamaya, askeri ve istihbarat ortaklığını derinleştirmeye devam etmiştir. Ayrıca Azerbaycan ham petrolü, Baku-Tiflis-Ceyhan (BTC) Boru Hattı aracılığıyla Türkiye'nin Ceyhan limanına ulaştırılmakta ve buradan tankerlerle Yahudi varlığına sevk edilmiştir. Yine Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR, “İsrail” açıklarındaki Akdeniz'in en büyük doğal gaz sahalarından biri olan Tamar gaz sahasında %10 oranında hisse satın alarak ortaklık anlaşmasını 2025 yılı ortalarında resmi olarak tamamlamıştır. Daha da kötüsü 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı operasyonun ilk haftasında Azerbaycan, Filistinli grupların gerçekleştirdiği gösteriler sırasında Aksa Tufanı operasyonunu kınayarak Yahudi varlığına desteğini açıklamıştır. Azerbaycan dahil İslam ülkelerinin başındaki ajan yöneticilerin, sömürgeci kafirlere destek vermeleri Allah’a, Rasulü’ne ve müminlere büyük bir ihanettir. Dahası bir kişinin, başkasının dünyası için ahiretini heba etmesi ahmaklıktan başka bir şey değildir. Zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ، وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا، ثُمَّ تَمَنَّى عَلَى اللَّهِ “Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası (ahiret) için çalışan kişidir. Aciz kişi ise nefsini heva ve hevesine tâbi kılan, sonra da Allah'tan (bağışlanma ve cennet) temenni eden kişidir.” [İbn Mace rivayet etti]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ramazan Ebu Furkan



