- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Bataklık Dururken Sineklerle Uğraşmak!
Haber:
Adalet Bakanı Akın Gürlek yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu “2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonu ve “2026/4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi” doğrultusunda, çocukları, aile kurumunu ve toplum düzenini korumaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.
“Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi, teknik ve fiziki takip, tanık beyanları, dijital incelemeler ve görüntü kayıtları sonucunda eş zamanlı gözaltı, arama ve el koyma işlemleri yapılmış, uyuşturucu maddeler ile çok sayıda dijital materyale el konulmuş, çok sayıda sosyal medya hesabı ve internet sitesine erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmıştır. Soruşturmaların mali boyutunda, LGBT ve ahlaksızlığı teşvik eden derneklere ilişkin MASAK incelemelerinde bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığı tespit edilmiştir. Bu para hareketlerinin kaynağı ve soruşturmalara konu faaliyetlerle bağlantısı araştırılmaktadır.” dedi. (14.09.2026 Ajanslar)
Yorum:
Öncelikle yöneticilerin işi, tebaasını fısk, fücur, haram, ziyan zuhur etmeden muhafaza edebilmektir. Laik kapitalist düzenin varlığı toplum adına en büyük bela ve musibet iken, bununla hükmeden yöneticilerin halkı, aileyi, nesli, sokakları koruma ve güvenli hâle getirme iddiaları baştan anlamsız kalmaktadır.
Bataklığın kaynağı olan bir düzende, yıllardır nesiller gözlerimizin önünde birer birer kayıp giderken, aile kurumu içeriden çürütülürken ve dış menşeli fonlar cemiyet hayatımızı adeta zehirli bir sarmaşık gibi sarıp atmosferimizi bozarken, göstermelik operasyonlarla yetinilmesi ve bunun kararlılık olarak sunulması düşündürücüdür. İslam’ın emri de, ahlakı da tehlike kapıyı çalmadan tedbir almayı, kötülük kök salmadan set çekmeyi emreder.
Kaldı ki sadece yüzeysel bir bakış ile dahi şu soruların sorulması gerektiği kanaatindeyim: Devletin elindeki istihbarat, takip ve mali denetim imkânları yeni mi var oldu? Yurt dışından aktarılan milyonlarca dolarlık şüpheli fonlar dün de akıyordu, toplumun harim-i ismetine kasteden organizasyonlar dün de faaliyet gösteriyordu. Peki, o gün susturan, bugün ise operasyon düğmesine bastıran amil nedir? Bunca fesadı yayan, pislik yuvasına dönen bu ortamlar hangi yasal dayanakla bu faaliyetleri icra edebiliyor? Bunlara bu hakları veren yöneticiler, siyasiler, Meclis ve vekiller bu çirkinliğin gerçek müsebbipleri değil midir? Bu operasyonlar gerçekten güvenli aile, nesil ve sokaklar için ise bu şer yuvaları açılmamak üzere kapanacak mı, yoksa sadece 5-10 kişinin göstermelik cezalandırılması ile mi geçiştirilecek? Yıllarca aileleri parçalayan İstanbul Sözleşmesi ve tamamlayıcı yasaların bedelini toplum hâlâ ödüyor iken, sinek mesabesinde olan şahıslara indirgenen operasyon hangi amaca matuf olacak? Her meseleyi siyasi çıkara, sandığa tahvil eden iktidar, 25 yıldır ülkeyi yönetmesine rağmen Avrupa metropollerinde projelendirilen LGBT gibi ahlaksız derneklerin varlığına ülkemizde neden müsaade etti? Evet, bu ve daha fazla soru şüphesiz sorulabilir. Birçoğunun cevabı da aklıselim düşünen her Müslüman için açıktır. Artık palyatif çözümlerle toplumun gözünü boyamaktan vazgeçmelisiniz.
Gerçekten bu çirkinlikten rahatsız iseniz, elinizdeki güç bunu çok çok basit bir şekilde köklü olarak çözmeye yeterlidir. Resul Sallallahu aleyhi ve Sellem'in “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin…” nebevi ölçüsü, yöneticilere makamın konforunu değil, mesuliyetin ağırlığını yükler. Unutulmamalıdır ki gecikmiş bir icraat, işlenen vebalin üzerini örtmeye yetmez. Laik kapitalist düzenin varlığı esasi sorun olarak görülmeyip bu bataklığı kurutma iradesinden yoksun her icraat eksik, ertelenmiş, sonuçtan uzak kalacaktır. Toplum, iktidarların üzerinde deney yapabileceği bir laboratuvar değildir. Bu yıkımı görün ve Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın hayat veren İslam Nizamı ile değişim iradesini gösterin. O zaman gerçekten aile de, nesil de, gençlik de, sokaklar da gerçek güven ve emniyeti yaşayacaktır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmet SAPA



