Cumartesi, 27 Zilhicce 1447 | 2026/06/13
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Türkiye’de Tırmanan Siyasi Kriz!

  • Kategori Makaleler
  •   |  

El-Raye Gazetesi

Türkiye’de Tırmanan Siyasi Kriz!

Üstad Nebil Abdulkerim’in Kaleminden

Türkiye son dönemde, en büyük muhalefet partilerin liderliğini hedef alan benzeri görülmemiş yargısal gelişmelerin ve bunları takip eden finansal piyasalardaki hızlı yansımaların ardından, siyasi açıdan en çalkantılı aşamalarından birine tanık olmaktadır. Nitekim siyasi anlaşmazlık, parlamento ve yerel seçim alanlarından yargı koridorlarına taşınmış olup gözlemciler bu adımı, ülkedeki siyasi rekabetin doğasındaki bir dönüm noktası olarak değerlendirmektedirler. Bunun, yurt dışındaki yatırımcıları rahatlatmaya yönelik ekonomik adımlarla aynı zamana denk gelmesiyle birlikte, Türkiye’de siyasetin ve ekonominin geleceği ile yaklaşan seçim süreçleri öncesinde gerilimlerin arttığı bir aşamada yargı ile siyaset arasındaki ilişkinin sınırları konusunda geniş çaplı soru işaretleri ortaya çıkmıştır.

Türkiye’de şu anda yaşananlar, son yılların en tehlikeli siyasi krizlerinden biri sayılmaktadır; çünkü mesele sadece muhalif belediye başkanlarının tutuklanmasıyla ilgili değildir; aksine en büyük muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kalbine kadar uzanmıştır.

Zira El Arabi El Cedid’in 22/5/2026 tarihli haberine göre, Ankara’da alınan yargı kararlarıyla, 2023 yılında Özgür Özel’i parti başkanlığına getiren partinin kongre sonuçları fiilen iptal edilerek, Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğindeki daha önceki yönetim geçici olarak yeniden göreve getirilmiştir.

Dava resmî olarak parti içi seçimlerde rüşvet ve usulsüzlük suçlamaları etrafında dönmekte ancak muhalefet, dosyanın tamamen siyasi nitelikte olduğunu ve iktidarın, özellikle 2024 yerel seçimlerinde partinin büyük bir düşüş yaşamasından ve özellikle de Ekrem İmamoğlu’nun yıldızının yükselmesinin ardından tutuklanmasından sonra, muhalefeti yeniden şekillendirmek için yargıyı kullandığını düşünmektedir. Dolayısıyla şu anda yaşananlar, sadece hukuki soruşturmalar değil, aksine yargının siyasi amaçlarla kullanılması olup bunun hedefi ise, partinin liderliğinin meşruiyetini sorgulayarak partiyi zayıflatmak ve devletin yaklaşan seçimler öncesinde rakibini parçalamaya yönelik bir girişimidir.

Hükümet ve yargıya gelince; siyasi müdahale olmaksızın yargı bağımsızlığına bağlı kaldıklarını ve davaların, belediyeler veya parti içindeki yolsuzluk, idari usulsüzlükler ve iç finansman suçlamalarıyla ilgili olduğunu savunmaktadır. Hükümet, muhalefet partilerinden biri olsa bile, hiçbir siyasi partinin hukukun üstünde olmadığı eklemesinde de bulunmuştur.

Bu dosyaların, muhalefetin yükselişte olduğu bir anda açılması ve genişletilmesi dikkat çekicidir. Ayrıca Türkiye gibi bir ülkede yargı, siyasetin bağlamından tamamen ayrı olmadığı gibi tamamen bir siyasi araç da değildir; aksine gri bir alanda hareket etmektedir.

Siyasi hedef bir temel olmasa bile, siyasi sonuç açıktır ki o da; muhalefetin zayıflatılması, liderliğinin çarpıtılması ve muhalefet içinde istikrarsızlık durumunun oluşturulmasıdır.

Bu zamandaki bu sarsıntının kaçınılmaz olarak birtakım sonuçları olacaktır ki bunlardan bazıları şunlardır:

1- Dahili olarak keskin bir kutuplaşma yaşanacaktır; zira hükümet ve muhalefetin taraftarları arasındaki bölünmelerin artmasını ve toplumun bir kesiminde yargının bağımsızlığına olan güvenin kaybolmasını gözlemleyeceğiz; bu da yakın gelecekte siyasi protestoların tırmanmasına ya da toplumsal gerilimin meydana gelmesine yol açabilir.

2- Cumhuriyet Halk Partisi'nin içten bölünme ihtimali; zira eski ve yeni liderler arasında bir çatışma çıkabilir ve bu da partinin gelecek seçimlere hazırlık durumunu zayıflatabilir.

3- Ekonomik olarak: İstanbul Borsası yaklaşık %6 oranında düşüşle etkilenmiş olup banka hisseleri de ciddi baskılara maruz kalmış ve hükümet de Türk lirasını desteklemeye çalışmaktadır. Türkiye Ekonomi Bakanı Londra'da, yatırımcıların endişelerine karşı son derece hassas bir tavırla ortaya çıkmıştır; zira hükümet, yabancı yatırımcıları, ekonomik politikanın değişmeyeceği, Merkez Bankası'nın sıkı para politikasını sürdüreceği ve siyasi çalkantılara rağmen finansal bir çöküş olmayacağı konusunda ikna etmeye çalışmaktadır. Maalesef piyasalar zaten yüksek enflasyonun, Türk lirasının değer kaybının ve diğer ekonomik krizlerin acısını çekmektedir.

Yargı ve siyaset arasındaki açık tartışma devam etmekte olup bu, en hassas dosyalardan biridir; zira yargı kurumlarının siyasi çekişmelerden ne kadar bağımsız olduğu konusunda iç ve dış okumalar farklılık göstermektedir; özellikle yargı süreçleri seçim dönüşümleriyle çakıştığında, hukuk ile siyasetin arasını ayıran çizgi, sisli bir hale gelmektedir.

Ülke, iktidar ve muhalefet kampları arasında şiddetli bir kutuplaşma yaşamaktadır; dolayısıyla yaşananlar, siyasi sahnenin hukuki olarak yeniden düzenlenmesi ya da yaklaşan seçimler öncesinde dengelerin yeniden şekillenmesine yönelik yeni bir aşamanın başlangıcı olabilir.

Kapitalizmin, Türkiye gibi İslami bir ülkede ortaya çıkardığı şey şudur: insan yapımı hukuk etrafında bölünme ve kontrol ile nüfuz tahtına kimin çörekleneceğine dair bir çatışmadır. Oysa ümmetin işlerinin gözetilmesi, esas olarak bir iktidar çatışması üretmemesi; aksine makam, bir şeref değil, bir sorumluluk olarak kalması gerekir.

Ne yazık ki Müslümanlar olarak metodumuzda kamil Rabbani bir şeriat taşıyoruz ama sonra da zayıflığımızın üzerine zayıflık ekleyen Batı kanunlarına sarılıyoruz!

Ey Türkiye halkı; İslamî hayatı yeniden başlamasını engelleyen tüm engelleri aşın ve izzetimiz ile dünya ve ahiretteki kurtuluşumuzun kendisinde olduğu Hilafet dönemine geri dönün. Zira Türkiye'nin kahramanları, Allah'ı ve O'nun Rasulü Aleyhissalatu ve's Selam'ı razı edecek yeni bir döneme doğru durumu tersine çevirmeye muktedirlerdir. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” [Muhammed 7]

Kaynak: El-Raye Gazetesi - 603. Sayı - 10/06/2026

Devamını oku...

İsteklere Temenni Ederek Ulaşılmaz!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

İsteklere Temenni Ederek Ulaşılmaz!

Haber:

El Cezire kanalı, Türkiye İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin şu açıklamalarını yayınladı: “Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.. Benim, valiyken Cenab-ı Hak’tan bir niyazım vardı: Rabbim, bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et."

Yorum:

Görünen o ki Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Müslümanların duygularını okşama ve ballı sözlerle onları kendi tarafına çekmeye konusundaki üslupları, bakanlarına ve hükümetinin adamlarına da bulaşmıştır; bakın işte İçişleri Bakanı, dinleyenlerin kendisinin, Allah rahmet eylesin Selahaddin Eyyubi'nin ordularından bir komutan olarak algılayacağı bir açıklama yapıyor; sanki onlar Hıttin kapılarının önündelermiş gibi, “bir gün de olsa Kudüs Valisi” olmayı temenni ediyor! Ancak heyhat ki heyhat; tıpkı şair Ahmed Şevki'nin dediği gibi, “İsteklere temenni ederek ulaşılmaz; ancak dünyadaki (nasibin) zorla alınır.” Zira sebeplere bağlanmadan ve ciddiyetle çalışmadan temenni etmek ve ummak, sıradan insanlar için bile şer'an reddedilen bir tevekkül anlayışıdır; peki ya bu, bakan rütbesindeki bir yöneticiden sadır olursa nasıl olur acaba?!

Müslümanlar artık bu aldatmacadan ve ikiyüzlülükten bıkmıştır ve artık onları aldatamazsınız. İçişleri Bakanı şunu bilsin ki, önemli olan Kudüs’ün valisinin kim olduğu değildir, aksine önemli olan, Kudüs’ü ve tüm mübarek toprakları Yahudilerin pisliğinden temizlemektir. Türkiye ordusu ise bunu muktedirdir; haydi o halde başkanınız Erdoğan'ı, bu büyük görev için ordusunu harekete geçirmeye davet edin ki böylece atalarınızın daha önce, Ahmed'in Müsned'inde rivayet ettiği Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onlar hakkında şu kavlinin gerçekleştiği Kostantiniye'yi fethetme şerefine nail olduğu gibi siz de onu kurtarma şerefine nail olun: لَتُفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ، فَلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا، وَلَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْشُ “Kostantiniye elbette fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel bir komutandır, o ordu ne güzel bir ordudur.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Velid Belibel

Devamını oku...

Hapiste 20 Yıl: Kırım Yarımadası’ndaki Beş Hizb-ut Tahrir Genci Hapse Mahkûm Edildi

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Hapiste 20 Yıl: Kırım Yarımadası’ndaki Beş Hizb-ut Tahrir Genci Hapse Mahkûm Edildi

Haber:

Güney Bölgesi Askeri Mahkemesi, Hizb-ut Tahrir gençlerinden birine 20 yıl hapis cezası verdi; bu cezanın ilk dört yılı yerel bir cezaevinde geçirilecek. Diğer sanıklar hakkında ise, yüksek güvenlikli bir cezaevinde infaz edilmek üzere 14 ila 15 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. RIA Novosti ajansına göre bu bilgi, Rusya Federal Güvenlik Servisi'nin (FSB) Kırım ve Sivastopol Müdürlüğü'nün basın ofisi tarafından ifade edilmiştir.

İlgili kişiler parti üyeleri olup, Mart 2024'te Kırım'ın Canköy (Janquy) bölgesinde tutuklanmışlardı. Federal Güvenlik Servisi'nin iddialarına göre sanıklar, Rusya içinde İslami düşünceyi yaymak amacıyla hedefli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Gizli toplantılar sırasında, yerel Müslümanları saflarına katmak için ikna ettikleri iddia edilmiştir. Daha sonra gözaltına alınanlar hakkında ceza davaları açılmıştır.

Yorum:

Rusya Federal Güvenlik Servisi, Kırım Yarımadası'nda Hizb-ut Tahrir gençlerine yönelik düzenli olarak tutuklama operasyonları düzenlemektedir. 2024 yılının Mart ayında kurum, partinin hücrelerinden birini çökerttiğini duyurmuştu. Bundan önce, yani Ağustos 2023'te, Federal Güvenlik Servisi ve Rus Ulusal Muhafızları ortak bir özel operasyon düzenlemiş ve bu operasyon sonucunda altı genç tutuklanmıştı. Benzer bir operasyon da 2023 yılının Ocak ayında gerçekleştirilmişti.

Görünen o ki Kırım'daki federal güvenlik cihazları hâlâ son derece temkinli davranmakta ve parti gençlerini tutuklama konusunda yıllık kotalarını uygulamakla yetinmektedir. Yine görünen o ki onun önlemleri, Kırım Tatarı halkının genelini kışkırtmaktan kaçınmak için dikkatle planlanmıştır. Zira Kırım’da, fertlerinden en az birinin partiye mensup olmadığı bir Müslüman aileyi bulmak çok nadirdir. Bu nedenle Rus makamların dikkatli davranıp geniş çaplı tutuklamalardan kaçınıyor.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Mansur

Devamını oku...

Allah'ın İslam Ümmetine Yönelik Lütfu, Ardı Ardına Gelmektedir

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Allah'ın İslam Ümmetine Yönelik Lütfu, Ardı Ardına Gelmektedir

Haber:

ABD Temsilciler Meclisi, İran savaşı konusunda Trump'ın yetkilerini kısıtladı. (El Cezire Net)

Yorum:

Temsilciler Meclisi, daha önceki üç başarısız girişimin ardından ilk kez İran'a karşı savaşı durdurmayı ve Trump'ın savaşı sürdürme yetkilerini kısıtlamayı öngören bir kararı kabul ettiği gibi ABD birliklerinin geri çekilmesini de talep etti; bu da ABD'yi ve bölgedeki politikasını sarsan derin çatlak ve bölünmenin boyutuna işaret eden bir mesaj niteliği taşımaktadır.

Kararın hukuki boyutları ve Trump için bağlayıcılık boyutuna bakmaksızın bu, Trump ve yönetimine yönelik bir azarlama olarak kabul edilmektedir; aynı zamanda Trump’ın partisi olan Cumhuriyetçi Parti içinde, Trump yönetiminin bölge dosyalarını idare etmede kafa karışıklığı oluşturduğunu düşünen seslerin bulunduğuna da işaret etmektedir.

Bu gerilemeye daha önceki gerilemeler eklenmiş ve kamuoyu yoklamalarında Trump'a destek düzeyinde belirgin düşüşle ve onun ekonomi ve dış politika dosyalarını yönetmedeki başarısızlığıyla aynı zamana denk gelmiştir.

Bugün ABD politikasında gördüğümüz bocalama ve sorunlarına çözüm bulma kapasitesine sahip olmaması, ideolojisinin bundan yoksun olmasından ve onun insan fıtratına aykırı olmasının yanı sıra müttefiklerinin de boyutlarını değerlendiremediği İran bataklığından çıkması için ona yardım etmekten kaçınmalarından dolayıdır. Dolayısıyla ilan ettiği hedefleri gerçekleştirememesi, Amerika'nın kâğıttan kaplan olduğu yönündeki sözlerimizi teyit etmektedir. Zira birçok nedenden kaynaklanan zayıflığı ve güçsüzlüğü, öğle vaktindeki güneşin parlaklığından daha açık bir şekilde ortadadır ve Sovyetler Birliği'nin çöküşü gibi gürültülü bir çöküşünü engelleyen tek şey, dünya işlerinin dizginlerini teslim almaya hazır bir alternatifin olmamasıdır; zira uluslararası durum bir boşluğu kabul etmez.

Ey İslam ümmeti, ey Müslüman askerleri ve ey nusret ehli; artık tereddüt etmeyi bırakın ve kararınızı verin; Allah’ın izniyle sizler, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra Allah Celle Celaluhu'nun istediği gibi yeniden adalet ve huzurla doldurmaya muktedirsiniz. Bu ise ancak Allahu Teala'nın vaadi ve Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müjdesi olan Raşidi Hilafetin kurulmasıyla mümkündür. İşte o zaman hiçbir devlet karşınızda durmaya cesaret edemeyecektir; çünkü onların zayıflığı, acizliği ve aklı ikna eden, fıtrata uygun ikna edici bir ideolojinden yoksun oluşları, onları bundan engelleyecektir.

Kararınızı kesinleştirin ve halkına asla yalan söylemeyen bir lider olan Hizb-ut Tahrir’e nusretinizi verin ki o da Nübüvvet Minhacı üzere Hilafeti ilan etsin ve böylece sizler de, sizden önce Ensar’ın (Allah onlardan razı olsun) nail olduğu bu şerefe nail olun ve sahte dünyevi zevklerle meşgul olmayın. İşte sizleri davet ettiğimiz şey budur ve yarışanlar işte bunu için yarışsınlar.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Abdulilah Muhammed – Ürdün

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER